Sayfalar

İSTANBUL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İSTANBUL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2025 Çarşamba

 YILDIZ 'DAN FINDIKZADE 'YE 39 YIL ÖNCESİNDEKİ GİBİ GİTMEK ... (İSTANBUL)

1986 yılında Endüstri Meslek Lisesi, Motor Bölümü'nden mezun oldum. Üniversite sınavlarına girdim ve Yıldız Üniversitesi, Makina Mühendisliği Bölümüne girmeye hak kazandım. 39 yıl önce İstanbul'da geçecek dört yıla ilk adımımı attım. Yıldız Üniversitesi'nden mezun olduğum 1990 yılından günümüze kadar; iş gezileri ya da özel gezilerimiz ile çok defa İstanbul'a geldim. Ancak; üniversiteyi kazandığım yıldan mezun olduğum yıla kadar, İstanbul ile tanışıyor olmanın verdiği ve sonrası orada olmanın getirdiği ilk heyecanları hiç unutmadım. Fındıkzade semtinde kaldığım devlet yurdu olan '' Niğde Yurdu '' ndan '' Yıldız Üniversitesi '' kadar yolculuklarım, yurt ve üniversite çevresinde arkadaşlarım ile anılarımızın izini sürmek için düşündüğüm bu özel geziyi 14 - 15 / Temmuz / 2025 tarihlerinde gerçekleştirdim. İzmir'den şehirlerarası otobüs ile önce Alibeyköy terminaline sonra da servisleri ile Beşiktaş'a geldiğimde sabah saat 06.30 'u gösteriyordu. Beşiktaş Çarşı içinde gezerek ve Beşiktaş sahilinden, İstanbul boğazının güzelliklerini uzun süre seyrettikten sonra '' Barbaros Bulvarı '' nın yokuşundan yürüyerek Yıldız Üniversitesi'nin Yıldız Sarayı bölümündeki giriş kapısına geldim.

20 Temmuz 2024 Cumartesi

 İSTANBUL' DA ÇOK GÜZEL BİR GÜN ...

 Bugün günlerden İstanbul. Hem de üç yıl aradan sonra.. Seçimlerimizden oluşan, İstanbul'daki yeni mekan keşif ve deneyimlerini gerçekleştirecek olma düşüncesi, bizi ilk andan heyecanlandırmaya başladı bile...
İzmir'den İstanbul'a gidiş uçağı ile İstanbul'dan İzmir'e dönüş uçağı arasında, uçuş süresi ve havaalanlarına biraz önceden gelme durumu da dikkate alındığında en fazla 10 saatimiz kalıyor. Ancak, uçuşa az bir süre önce bildirilen rötar 3 saat.. Bu rötarın nedeni; İzmir Adnan Menderes Havalimanı yakınlarında çıkan orman yangınları ve havalimanından uçuşların geçici olarak durdurulması.. Yola çıkmak, yolda öğrenmek ve öğrenirken düşünmek çok güzel... 

4 Aralık 2021 Cumartesi

 BURGAZADA  -  YILLAR SONRA


Burgazada' nın güzelliklerini görmeyeli tam 3.5 yıl olmuş. Ne uzun bir ara..
'' İşte çocukluğumun ve ilk gençliğimin haritalarındaki adalar beni, sonunda bir gün özlediğim gibi bir adaya tesadüfen bırakıverdiler...'' der Sait Faik '' Haritada Bir Nokta '' hikayesinde. Bu ada Burgazada'dır. Benim tanışmam da bir tesadüf sonucudur Burgazada ile..
İstanbul'da sanat ile dolu günden sonra ikinci günümüzü tamamen Burgazada' ya ayırıp, adanın verdiği huzuru yaşamak istiyoruz.. Sabah, Ortaköy' de Boğaz Köprüsü ve Kız kulesi manzarasına uyandık.. '' Symbola Bosphorus Hotel '' , Ortaköy Meydanı'na 600 metre uzaklıkta, Portakal Yokuşu caddesi üzerinde bulunuyor.

24 Kasım 2021 Çarşamba

 İSTANBUL'DA SANAT, LEZZET VE GÜZELLİKLERLE DOLU İKİ GÜN

Büyük Tarabya Oteli, Yeşilçam'ın altın çağında anlattığı birbirinden güzel hikayelerin seti oldu. Bir çok film hala hatırımda.. Tarabya bulunmaktan keyif aldığım bir semt. Şehrin kolaylıkla ulaşılabilen bir noktasında ama şehrin telaşından çok uzaktaymış hissi yaratıyor. İstanbul'da çok dolu iki gün geçirdik. Ceroşi'nin tez çalışması için İstanbul'da bazı müzeleri gezmesi gerekince hem sanat hem de İstanbul'un özel yerlerinde geçen lezzet duraklarını da programa dahil ettiğim farklı bir gezi oldu..

7 Aralık 2020 Pazartesi

İSTANBUL'A BOĞAZ'DAN BAKMAK / LOOKING AT ISTANBUL FROM THE BOSPHORUS

'' Dünyaya bir kez bakma imkanın olacaksa sadece İstanbul'dan bak '' diye ifade etmiş Alphonse de Lamartine..

'' Tüm şehirler ölümlüdür İstanbul hariç '' demiş Gyllius..

Napolyon ; '' Dünya bir tek ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu '' olarak ifade etmiş.

Bizanslılar ise; yüzyıllar önce İstanbul'u ikiye ayıran suya '' Dünyanın Kolyesi '' ismini vermişler. 

İstanbul'u ziyaret edenler için Boğaz gezisi mutlaka yapılması gereken bir etkinlik. Boğaz'ın güzelliklerini tarihi yapılarını denizden keşfederken, aynı zamanda deniz havası solumak müthiş bir atmosfer oluşturuyor.

İstanbul'u boğazdan seyretmek için teknenin hareketini beklerken Aydın Hatipoğlu'nun dizeleri aklımda...

''Bir vapur kalkar İstanbul'dan her yanı İstanbul olan bir vapur''

18 Kasım 2018 Pazar

BİZİM YAZARIMIZ :  HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR
Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir. Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza '' mahalli renk '' ilk kez onunla girer.
   Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, yazarın seçme eserlerini Türk Edebiyatı Klasikleri dizisinde yayınlıyor.
Hüseyin Rahmi Gürpınar çok farklı ve ilginç bir yaşamı olan aynı zamanda çok da üretken bir yazar..
Şu ana kadar yayınlanan üç kitabını keyifle okudum..
19 Ağustos 1864'te İstanbul'da doğdu. 8 Mart 1944'te Heybeliada'da yaşamını yitirdi. Heybeliada'daki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnediliyor.

21 Eylül 2018 Cuma

İSTANBUL'UN EN GÜZEL 100 LEZZET DURAĞI
İstanbul tarih boyunca farklı medeniyet ve kültürlerin etkisinde kalmış dünya mirası bir şehir.Bu medeniyet ve kültürlerin etkileri her anlamda kente yansımış.İstanbul lezzetleri de bu medeniyet ve kültürlerin etkilerini taşıyor.
Gurmelerce onaylanmış,bugüne dek gezip görülmüş İstanbul'un 100 lezzeti ile ilgili yayınlanmış çalışma benim içinde İstanbul gezilerimde rehber niteliğinde.
Bu güzel çalışmayı sizler ile paylaşmak isterim.
Hiç kuşkusuz gurmeler tarafından keşfedilmemiş daha yüzlerce lezzet durağı var.

1-   BAYLAN'IN KUP GRİYESİ : Yıllardır bilinen spesiyali; Vanilya,yanmış karamel,balkaymaklı dondurma üzerine ufalanmış ceviz ve fındık taneciklerinin dayanılmaz birlikteliğinden oluşur.İnsanın tarif ederken soluğu Kadıköy'de alıp, kupu yemeye başlayacağı o an geliyor.
2-   HÜNKAR'IN AYVALI YAHNİSİ : Tereyağında çevrilmiş iri ayva parçaları kuzu etiyle bir arada pişirilip tarçınla lezzetlendiriliyor.Ve son dokunuş bir kaşık pekmezle gerçekleştiriliyor.
3-   EMEK KAFE'NİN SAHANDA YUMURTASI : Deniz kenarında,masanıza konan serçelerle birlikte kahvaltı keyfi gibisi yoktur.Sahanda yumurtası ve karışık menemeni içinizdeki ekmek banma hissini körükler.
4-   ÜSKÜDAR KANAAT LOKANTASI'NIN TENCERE YEMEKLERİ : Çoban kavurması,saç kavurması,kuru fasulyesi,nadir bulunacak lezzetlerdir.Ekmek kadayıfı da pek meşhurdur.
5-   YAŞAR USTA'NIN KAVUNLU DONDURMASI : 34 yıldır Bostancı'da gerçek meyvelerden dondurma üretiyor Yaşar Usta.Kabuklarını fırçaladığı kavunu iştahla öneririz.
6-   DÜRÜMCÜ EMMİ'NİN BEYRAN ÇORBASI : Kadıköy^de vazgeçilmez lezzet durağımız.Bir kez Beyran çorbasını yedikten sonra emin olun diğer çorbaları sorgulayacaksınız.Ayrıca Antep lezzetleri de efsanedir.

29 Mart 2018 Perşembe

SAKIP SABANCI MÜZESİ'NE DOYUMSUZ GEZİLER   EMİRGAN / İSTANBUL
Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul'da Boğaziçi'nin en sevdiğimiz yerlerinden ve en eski yerleşimlerinden Emirgan'da bulunuyor.
İlk defa 2017 yılında ziyaret ettiğimiz müze, İstanbul gezilerimizde programımız içinde zaman ayırıp gitmek istediğimiz yerler arasında.
Biz, Sakıp Sabancı Müzesini 'Yaşayan Müze' olarak tanımlıyoruz.
Yazının devamında ve görüntülerden sonra sizlerde böyle düşüneceksiniz..
Hatta bu müzeyi gezerseniz bizlere daha çok hak vereceksiniz.
Dış giriş kapısı, Emirgan Sahilinde ve Boğaz ile neredeyse bitişik.
Kapıdan girdiğinizde bir zamanlar, Sakıp Bey'in yaşam alanı olan Atlı Köşke adını veren ünlü At Heykel'lerinden biri ile karşılaşıyoruz ve devamında muhteşem bir bahçeden geçerek Köşk önüne kadar geliyoruz.Bu bahçenin her yerinde Sakıp Bey'in Sanata düşkünlüğünü görebildiğimiz değerli sanat eserlerini ve heykelleri görüyoruz.
Müzenin ana binası olan villa, 1925 yılında Mısır Hidiv ailesinden Prens Mehmed Ali Hasan tarafından İtalyan mimar Edouard De Nari'ye yaptırılmış ve Hidiv ailesi tarafından uzun yıllar yazlık konut olarak kullanılmış.
1951 yılında Adanalı sanayici Hacı Ömer Sabancı tarafından Hidiv ailesinden satın alınan köşk, aynı yıl satın alınarak önüne yerleştirilen Fransız heykeltraş Louis Doumas'ın 1864 yapımı at heykelinden dolayı ''Atlı Köşk'' olarak anılmaya başlamış.
Atlı Köşk'ün arazisi içindeki ikinci at heykelinin ise, 1204 yılında 4. Haçlı Seferi sırasında Haçlı kuvvetlerince yağmalanan İstanbul Sultanahmet meydanından alınarak, Venedik San Marco kilisesi önüne yerleştirilen 4 attan birisinin dökümü olduğunu öğreniyoruz.

18 Eylül 2017 Pazartesi

KALPAZANKAYA RESTAURANT     (BURGAZADA /İSTANBUL)
Bozulmamış doğada, 70'li yılların atmosferinde şehir yaşamından uzaklaşıp gün batımını izleyerek günü huzurla sonlandırabilecek bir yere gidelim Burgazada'da..
Kalpazankaya Restaurant'ta biz hiç gün batımında olamadık ancak bu konuda hayli ün sahibi..
Bulunduğumuz anlarda ; Marmara denizinin ışıltılı maviliğine,Sivriada ve Yassıada'nın güzel görüntüsüne şahit olduk.
Günün değişik anlarında dahi manzara çok etkileyiciydi.
Mezeler ve ara sıcaklarla başlayan lezzet yolculuğuna bu güzel manzara manzara eşlik ediyor.
Birçok balık çeşidinin en güzel hallerini tadabilirsiniz.
Restaurant'ın Spesiyal ürünleri; 1960 yılından beri aynı şekilde hazırlanan Kuyuda Tandır Kebap, Ayvalık Lokumu, Kalamar Dolma, Portakallı Dil Balığı ve Sufle..
Daha önceleri Yunan sahibi tarafından kır bahçesi olarak işletilen bu yer,1959 yılında Bucak ailesi tarafından işletilmeye başlanmış.
Şimdi 3.kuşaktan İsmail Bucak restaurantın işletmesini sürdürüyor.
Kalpazankaya Restaurant ismini; Bizans döneminde kalpazanların restoranın hemen sahilindeki büyük kayanın üst kısmında bulunan kuyunun içinde kalp para basmalarından almış..

14 Nisan 2017 Cuma

SALAŞ BARINAKTA BİR BALIK AKŞAMI
RUMELİ FENERİ-SARIYER/İSTANBUL


 İstanbul Boğazı balık tercihi için sayısız restoranın olduğu,manzarası ile de hoş anlar yaşatan bir eşsiz yerdir.Siz de benim gibi bazen birbirinin aynı gibi olan mekanlardan farklı bir yerde olmak isterseniz bizim yaptığımız gibi İstanbul'da bulunuyorsanız bile yollara düşmeyi göze almalısınız.
Salaş Barınak Restorana giden yol nasıl bir yoldur..
Yoldan öte görsel bir şölendir aslında..
Galata-Karaköy-Beşiktaş-Ortaköy-Bebek-Yeniköy-İstinye-Tarabya-Sarıyer-Rumeli Kavağı-Rumeli Feneri rotası (Boğazın Avrupa yakası) gidişi de dönüşü de aslında seyrin ve yolcuğun zirvesidir..
Boğazın Avrupa Yakası'nın Karadeniz ile buluştuğu,bambaşka,doğal bir balıkçı köyüne ulaşırsınız.
Araştırmalarım bizi, Rumeli Feneri'nin hemen altında bulunan şahane balıkçı barınağı,Karadeniz ve Boğaz manzarası olan Salaş Barınak Balığa kadar getirdi.
Özellikle Rumeli Kavağı'ndan sonra Karadeniz'in etkisini her anlamda hissediyorsunuz.Görüntüler,Rumali Kavağı'ndan sonra Rumeli Feneri'ne geliş yolundan..

İstanbul'un keşfedilmeyen (3.köprü ile keşfedilecek olan) ve bakir kalan köyü olan Rumelifeneri'nde 2000 yılı başlarında hizmete açılmış.Sarıyer'den 12 km devam edip,Boğaz'ın Karadeniz ile birleştiği bir noktada olan Rumelifeneri köyüne geldiğinizde yolun sonunda Balıkçı Barınağının yanında Salaş Barınak Restaurantı göreceksiniz.
Kendilerinin tanımı ile: ''Boğaz'daki Balık restaurantlarıyla kıyaslandığında ve dışarıdan bakıldığında virane ama içeri girdiğinizde şahane bir mekan'' ile karşılaşıyorsunuz.
Salonun ortasında bulunan şömine ateşi ve ahşap dekorun verdiği sıcaklık, güler yüzlü çalışanlar ve güzel lezzetlerle birleştiğinde gerçek keyif anları başlıyor. 

13 Nisan 2017 Perşembe

BALAT'TA KAFE KADRAJ'DA KAHVE MOLASI    FATİH/İSTANBUL
Balat, Haliç'te son zamanlarda olağanüstü tarihi dokusu ile gün yüzüne çıkmaya başlıyor.Güzel restarasyonlarla birbirini ardına açılan kafeler,küçük restoranlar,sanat evleri bu semti giderek ilgi odağı haline getiriyor.Fener Rum Patrikhanesi de Balat'ta bulunuyor.Balat'a gelirseniz burayıda gezi planınıza ekleyin..
Balat aynı zamanda esnafı ile yaşamın uzun yıllardır devam ettiği evlerde mahalle kültürünün de devam ettiği bir semt.
Balat gezisi sırasında bir şeyler içmek isterseniz çok alternatif var.Her biri şirin ve farklı dekorasyona sahip kafeler arasında biz tavsiye üzerine Kadraj Kafeyi seçtik.
İçeride beş masası,dışarıda dört masası olan küçük ama çok samimi,ev rahatlığını yaşatan bir yer.
Türk kahvesi,dünya kahvelerinin çeşitleri,yaza özel rağbette olan milkshake ve limonatası,ev kurabiyeleri,kek ve pastalar güzel.
Sıcak çikolatalarının (üzerinde çikolata parçaları ile) ününü duyduk.Daha soğuk günlerde gelirsek bu samimi ortamda deneyeceğiz.
Türk kahvesi sunumu çok özenli.Yanında küçük kadehlerde Borovnisa (Yaban mersini suyu) geliyor.Çok lezzetli.Özel yaptırıyorlarmış.Hoş bir ikram oldu.

12 Nisan 2017 Çarşamba

BRIDGE RESTAURANT'TA PAZAR KAHVALTISI
NAKKAŞTEPE-BAĞLARBAŞI/İSTANBUL
İstanbul Boğazı'nın en güzel yerlerinden biri olan Nakkaştepe'de (Anadolu Yakasında) bulunan Bridge Restaurant,yıllardır şehire huzur katan seçenekler sunuyor.
Yıllar önce bir iş yemeği için akşam saatlerinde gelmiş, gece manzarası karşısında hepimiz çok etkilenmiştik.
Boğaz köprüsüne en iyi konumdan seyir zevki sunan Bridge Restaurant'a bir Pazar günü kahvaltı yapmak için geldik bu defa..
Rahatlık park yerinde başladı.Geniş giriş alanı ve otoparkı var.Kapıdaki güzel karşılama,masaya kadar eşlik ediyor.
Pazar günleri kahvaltı için çok tercih edilen mekana rezervasyonsuz gittik.08.45 gibi birçokları için erken sayılabilecek bir zamanda en güzel seyir zevkine sahip bir masaya buyur edildik.
Kahvaltı geniş ve kaliteli,görüntülerde görülenlerden sonra omlet,gözlemeler,pişiler,sucuk servisleri ile devam etti.
Kahvaltının sonlarına doğru garsona: ''Umarım artık bitmiştir'' diyecek kadar..
Devreye girmesi gerektiği anda sıkmadan hizmet veren eksiksiz hizmet dikkatimizi çekti.


15 Şubat 2017 Çarşamba

BURGAZADA'YA HRİSTOS TEPESİ'NDEN (BAYRAKTEPE) BAKMAK
Burgazada İstanbul adaları içinde en sevdiğim,fırsat buldukça her gidişimde yeni güzelliklerini farkettiğim bir huzur ve güzellikler adası.Vapur her yaklaştığında adanın en yüksek tepesini görür buradan tüm yönlere bakmak nasıl olur diye de düşünürüm her defasında..Bu fırsatı, iş için gittiğim İstanbul'da hafta sonu da kalmak zorunda olduğum Şubat ayı başında bir Pazar günü buldum.
Beşiktaş'tan Pazar günü 09.00'da kalkan Adalar Vapuru önce Kadıköy'e sonra Kınalıada'ya uğrayıp Burgazada'ya 10.15 gibi beni bıraktı.Adaya yaklaşırken önce ada silüeti sonra yavaş yavaş Burgazada güzellikleri görünür oluyor.
Ve aşağıdaki görüntüdeki yerden bakabilmek için gezi başlamış oldu.
Şubat ayı.Gökyüzü genellikle kapalı,güneş kararsız.Önce, vapur yolculuğunun sonları ve adaya yaklaşma..
İçinden deniz geçen odasıyla tanımlanan ünlü Pyrgos Hotel görüntüye girdi bile.
Adanın her yerinden görülebilen Aya Yani Kilisesi ve iskele ile iskele meydanı da görünür olmaya başladı.

6 Eylül 2016 Salı

FASULİ  (CERRAHPAŞA/TOPHANE - İSTANBUL)
İstanbul'da Karadeniz lezzetlerini yörelerinden gelen ürünlerle hazırlayan ve sunan Fasuli Lokantaları 2001 yılında çıktıkları yolda 5 ayrı yerde hizmet veriyorlar.Aslen Rize'liler.
Başyapıt kuru fasulye.
İspir ya da Samsun'dan gelen şeker fasulye kullanılıyor.Fasulyenin kabuğu ince.Fasulye bakır tencerelerde 3 saat süre ile ağır ağır piştikten sonra fırınlanıyor.Bu yüzden sulu değil ''Helmeli'' kuru fasulye ortaya çıkıyor.Sosunda soğan ve sarımsak lezzeti var ama ağıza gelmiyor.
Sos kendi sırları.
Kuru fasulye yanında gelen soğanı Pamukova'dan getiriyorlar.

Karalahana dolması da çok leziz.Kıyması bol ve satırla çekilmiş.Lahana Rize'den geliyormuş.

5 Eylül 2016 Pazartesi

BURGAZADA'DA SAİT FAİK'İN İZİNDE  (BURGAZADA/İSTANBUL)
'' Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım.Yazı yazmak da bir hırstan başka neydi? Burada namuslu insanlar arasında sakin,ölümü bekleyecektim.Hırs,hiddet neme gerekti? Yapamadım.
Koştum tütüncüye,kalem kağıt aldım.Oturdum.
Ada'nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım.Kalemi yonttum.Yonttuktan sonra tuttum öptüm.Yazmasam deli olacaktım ''
Yazma tutkusunu böyle farklı ifade edebilen bir yazarın,Sait Faik'in sözleri..
   Lise yıllarımda benim için çok değerli olan sevgili Edebiyat Öğretmenim tarafından edebiyatla yoğrulurken tanıdım Sait Faik'i.
Onu anlamak için uzun zaman geçirdikten sonra girebilirsiniz hikayelerinin içine..
Benim için çok özel bir yazardır...
Burgazada'nın Sait Faik Abasıyanık'ın adası olduğunu çoğumuz bilmeyiz.Ünlü yazarın ruhu adanın her köşesine sinmiş gibi..
 Sait Faik Abasıyanık Sokağı ve Sait Faik Abasıyanık Müzesi,yolunuzu doğrudan kesiştirecek iki nokta.Müze evini dolaşırken Sait Faik'in neden ''Yazmasam deli olacaktım'' dediğini; bir, ''Hişt! Hişt! '' sesiyle okurlarına şifa veren yazarın neden teselliyi yazmakta bulduğunu daha iyi anlıyorsunuz.
Burgazada'ya Vapur ile Bostancı'dan 30 dk'da, Kabataş'tan 1 saatte, Kadıköy'den 45 dk'da ulaşabiliyorsunuz.
Bu güzel adaya adım adım aşağıdaki görüntülerle yaklaşıyorsunuz..

24 Temmuz 2016 Pazar

DÜRÜMCÜ EMMİ  (KADIKÖY/İSTANBUL)
Kadıköy'de Fenerbahçe'nin maçlarından sonra stadın çevresinde bulunan çorbacılar da çorba içmek özellikle Fenerbahçe taraftarının olmazsa olmazlarından.Bir Galatasaray taraftarı olarak bu durumu yıllardır duyar ve bilirim.Ancak Fenerbahçe taraftarının haklılığını yakın zamanda Kadıköy'de gittiğimiz bir lezzet durağında anladım.
Dürümcü Emmi..
İstanbul'da kebabın en iyi adreslerinden biri olarak gösteriliyor.
Ne yerseniz pişman olmayacağınız bir restoran var burada..
Sahipleri Gaziantep Nizipli.Gaziantep mutfağının en güzel lezzetlerini hazırlayıp sunuyorlar.
Dürümcü Emmi 7/24 saat açık.Lezzet düşkünleri tarafından tercih ediliyor ve çoğu zaman çok yoğun.Ancak garson sayısı fazla.Servis aksamadığı gibi çok kibar ve titizler.Hijyen dikkat çekici.
Beyran Çorbası'nın güzel görüntüsü ile başlıyorum.
Buranın başyapıtlarından Beyran çorbası ile başladık.Yöresel tabaklarda servis ediliyor.
Sarımsak,kuzu gerdan eti (ince pastırma dilimleri şeklinde),pirinç,tereyağı..
Sonuç mükemmel..
Beyran Çorbası içince bugüne kadar içtiğiniz bütün çorba çeşitlerini bir tarafa koyabilirsiniz.
Beyran çorbasını sizde mutlaka deneyin,ısrarla tavsiye ediyorum.Bu lezzet başka hiçbir şeye benzemiyor.
Alevde ısıtılıyor ve penslerle kenara alınıyor ve servis ediliyor.Beyran çorbası yanında yuvarlak sıcak pidelerle geliyor.
Soğan Kebabı da bize çok tavsiye edilen bir lezzetti.Ama gittiğimiz gün yoktu.Bu güzel lezzeti başka zaman denemek için sözleştik.
Patlıcan Kebabı ile devam ettik.Çok başarılıydı.
Kendi açık ayranları da çok güzel.
TARİHİ GALATA SİMİTÇİSİ  (KARAKÖY/İSTANBUL)
İş gezileri için son dönemde İzmir'den sık sık İstanbul'a geliyorum.Kaldığım otel Galata Köprüsü'nün yakınında.Sabah otelden 500 metre mesafedeki proje sahamıza yürüyerek gidiyorum.Galata ve Karaköy'ün tarih kokan binalarının arasından sabahın erken saatlerinde yol almak çok güzel.
Karaköy Güllüoğlu'nun bir arka sokağından ve YDS Ayakkabı mağazasının köşesinden devam ettiğimde sıcak ve mis gibi susam kokan kokular sokağı sardığından kayıtsız kalmanız mümkün değil.Bu güzel kokular sayesinde keşfettim Tarihi Galata Simitçisi'ni.Araştırdığımda İstanbul'un en iyi simit ve unlu mamullerini yapan özel lezzet duraklarından biri karşıma çıktı.
Osmanlı'dan günümüze uzanan bu tarihi lezzeti odun ateşi farkıyla taş fırında üreten bir mekan Tarihi Galata Simitçisi.
30 yılı aşkın bir süredir odun ateşinde ürettikleri simitlerin satışını bu tarihi mekanda yapıyorlar ve belirli seyyar simitçilere dağıtıyorlar.
Mehmet Usta her daim çalışıyor.Dükkan hiç boş kalmıyor.Günün her saatinde sıcak simit bulmak mümkün.

17 Temmuz 2016 Pazar

ERGÜN PASTANESİ  (BURGAZADA/İSTANBUL)
Ergün Pastanesi,Burgazada iskelesinin hemen karşısındaki meydanda bulunuyor.Esnaf kültür ve adabını koruyan,aile sıcaklığında tatlısından tuzlusuna herşeyin kaliteli olduğu bir eski zaman pastanesi..
1982 de kurulmuş.Burgazada'nın Rumların deyişiyle Antigon'un tek pastanesi.Adanın en güzel kahvaltılarını ve tatlılarını hazırlıyorlar.

Vişneli ve çilekli milföy pastasının namı epey duyulmuş.Adaya farklı gidişlerimde hem vişneli hem de çilekli olanını da tattım.İlk defa tattığım bu lezzetlerin ikisi de enfesti.
İlk önce çilekli..

Ancak bu pastayla savaşır gibi uğraşıp ağza atmadan paramparça etmemek için, Ergün pastanesi mutfakta ihtimam göstererek hazırladıkları bu pastanın yeme yöntemini anlatmak için küçük kartlar hazırlamışlar.Bu kartlar bir nevi yeme klavuzu gibi.
Kartta;  'Ezmeden yan çeviriniz,kenarından başlayarak yiyebilirsiniz' yazıyor.

27 Mayıs 2016 Cuma

NAMLI RUMELİ KÖFTECİSİ  (SİRKECİ / İSTANBUL)
Namlı Rumeli Köftecisi Üniversite yıllarımdan bildiğim bir lezzet durağı.Uzun yıllar sonra tekrar uğradım.Lezzetin aynı kaldığını görmek güzel.Bu küçük dükkanda en iyi listelerine girmiş küçük,yuvarlak ve ilk ısırıkta suyu fışkıran lezzetli köfteler yapılıyor.
Sahibi Faruk Özbek.Gümilcineli.
 
Eti açıldıktan bu yana aynı kasaptan alıyorlar ve dananın döş ve kol kısımlarından çektirdikleri eti kullanıyorlar.
Izgara köfte ile birlikte menülerinde; çorba çeşitleri,kuzu ve tavuk şiş kebap da bulunuyor.

9 Mayıs 2016 Pazartesi

MEŞHUR SARIYER BÖREKÇİŞİ  (SARIYER/İSTANBUL)
Ülkemizde Sarıyer Börek adını duymayanımız yok gibidir.Bir çok ilimizde,ilçemizde Sarıyer Börekçisi adı ile börekçiler görürüz.
Üniversite yıllarımda arkadaşlarım ile Sarıyer börekçisine kahvaltı yapmaya gelirdik.30 yıllık hatırı var bende.
İstanbul Sarıyer'e geldiğinizde birçok Sarıyer Börekçisi göreceksiniz.Bizim yerimiz 4 katlı tarihi binası olan, Rumeli Kavağı'na giden yol üzerinde sağ kolda olan görüntülerdeki mekan.
Bu binada 1895 yılında Mehmet Ali Bey başlamış ilk olarak hizmet vermeye.
Kıymalı börek ile başlayalım.Kıymalı börek içinde kıyma ve soğanın dışında; kuş üzümü ve dolma fıstığı var.Kıyma harcı yumuşak,hamuru ise baklava gibi ince ve çıtır.


Peynirli Börek..