Sayfalar

KASTAMONU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KASTAMONU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2017 Pazartesi

İZBELİ ÇİFTLİĞİ'NDE DOĞA VE LEZZETTEN ÇOK FAZLASI   KASTAMONU
Kastamonu ve coğrafyasına, 2004 yılında ilk gördüğümüz andan itibaren hayran kaldık.İzmir'e uzak bu güzel İl'e sıklıkla gidemesek de,hep gezi planlarımız içinde oluyor.Fırsat bulduğumuzda daha uzun kalabilmek,ilçelerine, tüm güzelliklerine,kültürüne,tarihine,doğasına tanık olabilmek için heyecan duyuyoruz.
2009 yılındaki gezimizde gittiğimiz İzbeli Çiftliği,doğa'sından lezzetlerinden çok daha fazla şeyler ifade ediyor.
Orada bir de Sabiha Teyze var ki..
Birçoklarının tanımladığı gibi ise, Sabiha Ana..
Nereden yazıma başlasam diye düşündüm İzbeli Çiftliği'ni yazarken.
Öncelikle fazlalıklarından birisi: Tarihi..
   Osmanlı Padişahı 4.Mehmet (Avcı Mehmet) tarafından 1651 yılında, 860 dönümlük alan üzerinde kurulu ve etrafı ormanlık alanlarla çevrili olan bu çiftlik arazisi İzbeli Sülalesi'ne bağışlanmış.
Osmanlı Ordusu Tımarlı Sipahileri bu çiftlikte yetiştirilmiş.Çiftlik bir Sipahi Ocağı imiş.İzbeli Çiftliği,geçmişten günümüze fazla bir değişikliğe uğramadan,doğal çevresi korunarak gelmiş.
Padişah 4.Mehmet'in fermanı ile İzbeli Aile'sine bağışlanan Çiftlik ve özellikle konak günümüzde bir müze işlevi de görmekte.Odalarında tarihin değişik dönemlerini otantik bir ortamda yaşatan konakta bulunan eşyalar Sabiha İzbeli tarafından yıllarca korunmuş.
Sultan Abdülmecid'in fermanıyla tımarlı sipahi ocaklarının kapatılmasının ardından çiftlik İzbeli ailesinde kalmaya devam etmiş.Bugün Türkiye'de ayakta kalmayı başaran tek Tımarlı Sipahi Ocağı burasıymış.
Atatürk'ün 1925 yılında Kastamonu'ya yaptığı ziyarette kullandığı yatak örtüsü İzbeli Ailesi tarafından Kastamonu Kent Tarihi Müzesi'ne bağışlanmış.
Babaanneleri (rahmetli) Hafız Selman İzbeli hanımefendi;Kastamonu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolu kurucularından ve Kastamonu'da ilk kadın Belediye Meclis Üyesi.Sıkı bir Atatürk hayranı imiş.
Kahvaltı Türkiye'nin en iyileri listesinde..
Ormanın içinde kurulan ve Sabiha Teyze ve oğlu Serdar İzbeli tarafından işletilen 400 yıllık çiftlik,2002 yılından bu yana doğanın içinde kahvaltı yapmak isteyenlere kapılarını açıyor.
Taze sağılmış süt,ateşin üzerinde dumanı tüterek bekliyor.Sahanda yumurta,peynir çiftlik ürünlerinden.
Kahvaltı tatlı ağırlıklı.Yine kendi yaptıkları;Dut,kızılcık,erik,vişne gibi 15 çeşit reçel ve marmelat benzersiz.
Domates ve biberler organik ve yine çiftlikte yetiştiriliyor.
Çiftlik topraklarına ekmek için,doğal ve organik tohum yetiştiriyorlar.Asla suni gübre ve sentetik ilaç kullanmıyorlar.

Kastamonu'nun ünlü etli ekmeği,ayran ve eğşi'side özenle hazırladıkları ve beğenilen lezzetlerinden.
Soğuk zamanlarda giderseniz konakta soba keyfini de yaşayabilirsiniz.
Sabiha İzbeli bir röportajında; eşini kaybettikten sonra hacca giderek çocuklarına devretmeyi düşündüğü çiftliği gelen talepler dolayısıyla kapatamadığını söylüyor.Kentin ileri gelenlerinin çiftlik ve içindeki konakları turizme kazandırmasını istediklerini belirten Sabiha Teyze, ''Daha önceleri çiftliği ve konağı gezmeye gelenlere ikramda bulunurdum.Sonra yetkililer insanların daha rahat gelmesi için çiftliği turizme kazandırmamı istedi.Ben 'nasıl olur,insanlardan para isteyemem ' dedim.2002 yılında çiftliği turizme açınca da günlerce gelenlerden ücret almadım.Sonunda beni ikna ettiler.Şimdi konağımızda kahvaltı ve yöresel ürünler veriyoruz.Çok sayıda üst düzey misafir de gelerek çiftliği ve konağı gezdi.Asıl amacının anahtarları dahi el yapımı olan Osmanlı'dan kalmış bu çiftliği yaşatmak.'' diye anlatmış.
Kahvaltıyı konakta nasıl bir ortamda yapıyoruz ?

20 Eylül 2016 Salı

ANADOLU'NUN YÜCE DAĞI ILGAZ'DA OLMAK  (KASTAMONU)
2004 yılı Haziran'ında İzmir'den değerli Nuri Ağabeyim: ''Kastamonu'da Ilgaz Dağı'nda Ilgaz Mountain Resort'ta devre mülkümüz var.Biz bu yıl gidemiyoruz..Siz gider misiniz ? '' diye sordu.İşte o an, Ilgaz diyarına vazgeçemeyeceğimiz yolculuklarımızın başlangıcı oldu.
Haritayı açtık,Kastamonu'yu bulduk,hemen rotayı belirledik.
İlk defa geldiğimiz 2004 yılı Haziran'ında İzmir-Afyon-Ankara-Çankırı üzerinden Ilgaz'a gelmeyi planladık.Yola çıktık,Çankırı'dan sonra hava karardığından Ilgaz Dağları'na tırmanan karayolunun etrafındaki muhteşem ormanı tam görmek ve vazgeçilmez ormanımız olması için günün doğmasını beklememiz gerektiğini bilmeden Ilgaz Dağı geçidine yakın ''Derbent Motel'de'' molamızı verdik.Araçtan dışarı çıktığımızda neredeyse kışa geldiğimizi farkettik.1850 metrenin şartları gereği soğuk bir hava ve aromatik !!! atmosferi içimize çekerek çok güzel taş binanın içinde şöminenin hemen karşısındaki masada Derbent'e özgü lezzetlerle yemek yedik.Sonra...bundan sonra hiç unutamayacağımız bir süprize tanık olduk..(Derbent'i ve süprizi yazının devamında Derbent bölümünde yazacağım..)
Sonra.. Ilgaz Mountain Resort'a (IMR) geçtik.
2004 yılından sonra hayranlığın çok ötesinde müdavimi olduğumuz bu uzak diyara daha sonra 2009,2014 yıllarında (hep Ilgaz özlemi duysakta beş yılda bir gelmişiz..) ve en son 2016 yılının Ramazan ve Kurban bayramlarını Ilgaz'da geçirdik.
Bloğumda en çok yazmak istediğim yazılardandı Ilgaz.Ancak bizim için özel olan Ilgaz'ın yazısı da özel olmalıydı.Hazırlık aşamasından sonra şimdi yazabiliyorum.Yeni görüntüleri ve Ilgaz'ın değişik mevsimlerdeki hallerini sizlerle paylaşmak için epey bir hazırlık yaptım.
Aramotik atmosferi,oksijen bolluğunu paylaşamayacağım belki ama paylaşacağım görüntüler de sizlere bu konuda fikir verecektir..
Ilgaz Dağı'na İzmir çıkışlı Ankara-Çankırı üzerinden gelebileceğiniz gibi,bizim daha sonraki gelişlerimizde kullandığımız : İzmir-Balıkesir-Bursa-Yenişehir-İznik-Adapazarı(buradan İstanbul-Ankara otoyoluna girerek)-Düzce-Bolu-Gerede (Gerede'den otoyoldan çıkarak)-Karabük-Araç-Kastamonu üzerinden de Ilgaz Dağı'na ulaşabilirsiniz.
Uzun bir etap oldu..Arada bir çok yeri de yazmadım.Gerçekten uzun..Tam 950 km.Küçük molalarla 11-12 saat kadar sürüyor.
Gelirken bizim için tam bir keyif yolu oluyor ancak dönüşte uzunluğunu farkediyoruz...
Kastamonu'dan Ilgaz yönüne giderken yaklaşık 40.km de yolun sağ tarafında Milli Park girişinden ya da Ankara yönünden geliyor iseniz; Çankırı ve Ilgaz İlçesi'nide geçtikten sonra Kastamonu yönünde Ilgaz Dağlarında 30 km gibi tırmanıştan sonra Ilgaz Dağı Geçidine geliyorsunuz.Buradan 2-3 km gibi Kastamonu yönüne inişte yolun karşı tarafında Milli Park girişini göreceksiniz..
Göreceğiniz Milli Park girişinde 12 TL ile (2016 yılı) Milli Park giriş kartını alıyorsunuz.(Bu kartı aracınızda bulundurur iseniz burada bulunduğunuz sürede aynı kart ile giriş-çıkış yapabilirsiniz.)
Milli Park'ın bu kapısından girdiğinizde IMR'ye giden yola ve kayak merkezi ile oteller bölgesine giden yola adım attınız demektir.
İki yıl önce Ankara merkezli Ferko İnşaat firması tesisi aldı.Zaten güzel olan tesiste doğallığı bozmadan güzel ilaveler yaptı.Özgün bir otel binası yaptılar.Böylelikle kış turizmi için ideal şartlar sağlandı bence.Kurban bayramı tatilinde tatilimizin ilk günü oteli tercih ettik.Kaliteli ve Ilgaz'ın sıcaklığını tam anlamıyla yansıtan bir otel olduğunu gördük.Sonraki günlerimizi yine vazgeçemediğimiz Kastamonu mimarisine uygun yapılmış Konaklar da geçirdik.

19 Temmuz 2016 Salı

MÜNİRE SULTAN SOFRASI  (KASTAMONU)
Kastamonu yöresel lezzetlerini bulabileceğiniz en iyi adreslerden biri Münire Sultan Sofrası.
Nasrullah Meydanı Münire Sultan Medresesi girişinde yer alan Münire Sultan Sofrası 2007 yılından bu yana Yavuz ve Adnan Elmen kardeşler tarafından işletilmekte.
Asırlık mekanda iki adet bahçe var.Kastamonu yöresel mutfağından; Banduma,Simit tiridi,Eğşili pilav,Etli ekmek,Etli yaprak sarması,Ecevit çorbası,mantı ve kaşık helvasının en güzel hallerini burada bulmanız mümkün.
Bizim favorilerimizden Banduma ile başlayalım;
Hindi etli Banduma,kuru yufkanın et suyu ile ıslatılması ile yapılıyor.Hindi göğüsü ve cevizle süslenen yemek kızdırılmış tereyağı ile taçlandırılıyor.Bu enfes lezzeti kısa sürede tatmanızı tavsiye ederim.
İkinci başyapıt Kastamonu tiridi;
Kastamonu Simiti'nin (kel simit) bayatıyla yapılan bir yemek.Bir tabağa parçalanarak doğranan Simit'in üstüne 5-6 saat kaynatılmış kemik suyu süzdürülüyor ve üstüne sarmısaklı yoğurt ve kıyma konuyor.Son olarak kızdırılmış tereyağı konulup servis ediliyor.
Burada sarımsağa değinmek istiyorum.Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinin sarmısağı kullanılıyor.Sarmısağın bile farkını aldığınız tattan anlayabiliyorsunuz.Tatil dönüşü Kastamonu'dan Taşköprü Sarmısağı alıp eşe dosta da götürüyoruz.
Tirit de kullanılan Kastamonu Simit'i yani ' Kel Simit' nasıl bir şeydir merak edebilirsiniz.Bu Simit'i şu ana kadar sadece Kastamonu'da gördük.Burada Simit Fırınlarında çok fazla miktarda simit çıkarılıyormuş.Simit Tirit'i Restoranlarda yapıldığı gibi evlerde de sıklıkla yapılan bir Kastamonu yöresel lezzet imiş.
Sahnede kel simit...
Bir başka güzel lezzet Etli Ekmek.Etli Ekmek'te Kastamonu'ya özgü bir lezzet.Münire Sultan Sofrası da etli ekmek çeşitlerini yapıyor.Ancak bu lezzetin şampiyonu Kastamonu'nun Daday İlçesi'ndeki Memişoğlu etli ekmek.(Bloğumda Memişoğlu etli ekmek ve yapımıyla ilgili detay yazımı bulabilirsiniz)

16 Temmuz 2016 Cumartesi

ALTINÖZ (NAİLA) TARİHİ MEŞHUR KASTAMONU DÖNERİ (KASTAMONU)
Ilgaz bölgesi yaylalarında kekikle beslenerek büyümüş hayvanların sağlıklı etleri yaprak yaprak kesilerek Nail Usta'nın özel marinasyonuyla bir gün önceden özenle şişe diziliyor ve eski usul döner ocağında bakır kalaylı tavasında pişiriliyor.
Saf koyun eti kullanılıyor.Tokluk denen 8 ayını geçmemiş erkek koç etini tercih ediyorlar.Döner etinin içine asla kıyma katılmıyor.
Etin bütün sinirleri hassasiyetle ayıklanıyor.Bir gün öncesinden özel piyaz içinde bekletiliyor.Piyaz içinde bekleyen etin hem lezzeti artıyor hem de yumuşak oluyormuş..
İlk defa her anlamda farklı bir döner tattık.Az kimyon ile çok hoş bir lezzet bıraktı damağımızda.En iyi dönerler sıralamalarımızda ilk sıralarda yer alır..
Geleneksel olarak Döner Kebap ekmek arası değil,tabaklarda pirinç pilavı ile sunulurmuş.
Naila Döner'de pirinç pilavı da çok lezzetli ve bu şekilde sunumda farklı lezzetler sunuyor.

15 Temmuz 2016 Cuma

DERBENT BAHÇE  (ILGAZ/KASTAMONU)
2004 yılında ilk Ilgaz Dağı tatilimiz sırasında Ankara-Çankırı üzerinden Ilgaz'a ulaştık.Çankırı yönünden Kastamonu yönünde ilerler iken,1850 m deki Ilgaz Geçidi'ne ulaşmadan az önce gece Derbent Bahçe'de mola verdik.Aylardan Ekim ayı idi.Ve yüksekliğin de etkisi ile kış şartları vardı.Kapalı ortamına girdiğimizde çok güzel bir şömine ve çok sıcak bir ortam bulduk.Gözleme ve alabalık güveç yemiştik o dönemde.Orada bulunduğumuz sürede çok ilginç bir gelişme de olmuştu.200 m mesafedeki çöp konteynerine gelen bir ayıyı uzaktan izlemiştik.Aç ayı alışkanlık haline getirmiş ve ara ara aynı yere geliyormuş.
Bu hoş anılarla Derbent ve Derbent Bahçe aklımızda yer etti.
Ilgaz tatillerimizde genelde öğlen saatlerinde gelip,mevsim yaz ise de soğuk hava da ürpererek ancak keyif alarak geçmiş yılların nostaljisini yaşatıyoruz.
Derbent Bahçe,bir mola yerinden öte temiz ve serin havasıyla geldiğinizde kalkmak istemeyeceğiniz özgün bir ortam..

Dağ havasında,Ilgaz ormanları ile çevrili ortamda; nefis ızgara çeşitleri,saç kavurma,alabalık güveç,gözleme çeşitleri,kahvaltı ayrı bir lezzet veriyor.
MEMİŞOĞLU ETLİ EKMEK  (DADAY/KASTAMONU)
2004 yılında Ilgaz Dağı'ndaki tatilimiz için Kastamonu'ya ilk gelişimizde Kastamonu'da ne yenir? sorumuzun çok fazla olan cevaplarından biri de Etli Ekmek'ti.İlk defa gelişimizde bilmiyorduk Kastamonu mutfağının bu kadar geniş ve özgün olduğunu ve ülke mutfağında söz sahibi olduğunu..
Bu güne kadar dört defa gelmemize ve lezzetler konusunda farklı keşifler yapmamıza rağmen Kastamonu yöresel lezzetlerini tanıma ve tatma anlamında daha yolun başında olduğumuzu görüyoruz..
Etli Ekmek, ülkemizin değişik yörelerinde aynı isimle yapılıyor.Ama Kastamonu etli ekmeği bambaşka yapılıyor.Ne bir gözleme ne de bir pide versiyonu.
İlk gelişlerimizde Kastamonu merkezde etli ekmek yapımında iddia sahibi lezzet duraklarında yedik ve buradaki vazgeçilmez lezzetlerimizden oldu etli ekmek..
Ancak sonradan öğrendik ki; Etli Ekmek Kastamonu'da Daday İlçesi'nde yapılır imiş.Çıkış noktası Daday ilçesi imiş.Daday'da da Memişoğlu Etli Ekmek'te yenir imiş..
Kastamonu'da iken etli ekmek aklımıza geldiğinde 35 km mesafeli Daday yoluna direksiyonu kırıyoruz.İyi de yapıyoruz...Memişoğlu Etli Ekmek 4 kuşaktır bu işi yapıyor.
Aman uyarmadı demeyin::: bir porsiyon 2 kişilik gibi geliyor ve bu durum yıllar içinde hiç değişmiyor.Ya da porsiyon biraz daha da büyüyor olabilir..
Bol ve kaliteli kıymalı iç malzeme lezzeti eşsiz kılıyor.
Kışın etli ekmeğin pastırmalısı olan 'Pastırmalı Ekmek' de yapılmaya başlıyor.Bu defa başrolü kıyma yerine Kastamonu'nun ünlü pastırması alıyor.

14 Temmuz 2016 Perşembe

İKSİR RESORT TOWN'DA ÇOK GÜZEL BİR GÜN (DADAY/KASTAMONU)
2016 yılı Ramazan Bayram tatiline son anda çalıştığım firma başından ve sonundan bir gün ilave edince daha önceden yaptığım tatil rezervasyonuna uzun zamandır düşündüğüm ancak zamansızlıktan gerçekleştiremediğimiz ilaveyi yapma fırsatını yakaladık.IMR Ilgaz Dağı tatilinin başlangıcından önce İzmir'den yola çıktık.
Düzce,Bolu,Gerede,Karabük,Araç yerleşimlerini geçerek Kastamonu'nun çok güzel ilçelerinden biri olan Daday'a 1 Temmuz 2016 gece yarısından önce ulaştık.Araç-Daday arasındaki 35 km'lik yol gece geçmemize rağmen güzelliklerini açıkça belli ediyordu.Gecenin karanlığında geçtiğimiz o müthiş ormanı gündüz görebilmek arzusunu taşıyarak yolu bitirdik ve Daday'a ulaştık.Dönüş yolunda da yolumuz buradan geçti de bu müthiş ormanı gündüz gözüyle görmek için fazla beklemek zorunda kalmadık.
Daday-Araç arasındaki 35 km yol.. Sizlerde unutmayın..
Gece yarısından önce ulaştığımız İksir Resort Town; ''Her gün yeniden doğmak'' (Reborn Everday) ilkesini benimsemiş, hem bedeni hem de ruhu yenileyen tatilin kapılarını açıyor.
Gece yarısından önce samimi karşılama,bilgilendirme, memnun etmenin tatlı telaşı çalışanlarda açıkça görülüyordu.
Ününü duyduğumuz İksir Hanım Konağı'ndaki odamıza geçtiğimizde tarih içindeki yolculuğa başlamış gibi olduk,zamanın geriye işlediği hissini yaşadık.Gün ışığında konağın detaylarını daha fazla görebileleceğimizi düşünerek uykuya çekildik.1 Temmuz gecesi olmasına rağmen odadaki şömineyi devreye alma aşamasına geldik.Daday'ın yüksek rakımı ve çepeçevre ormanlar içindeki konumu hem serin hem de bol oksijenli geceyi yaşattı bizlere.
Oda da şömine yanında, modern dünyada olduğumuzun tek kanıtı klima da bulunuyor.Ancak biz bu doğal havayı bozmak istemedik.
Böyle bir doğada erken bir saatte uykunuzu almış olarak uyanırsınız ya burada da öyle oldu tabiki..
Tarihi,kültürel ve doğal zenginlikleriyle bilinen Daday,Kastamonu'ya 29 km uzaklıkta,yemyeşil bir ovada yer alıyor.İlçenin adıyla anılan Vadi ise,Batı Karadeniz'in çam ormanlarıyla kaplı Ballıdağ'ın eteklerinde uzanan,cennetten bir parça.Ormandan gelen kaynak sularının birleştiği Daday Çayı ise,ince kıvrımlarla vadiye hayat vererek Gökırmak'ın kollarından birini oluşturuyor.
İksir Resort Town Tatil ve Yaşam Kasabası,Batı Karadeniz'in eşsiz doğasının içinde; ormanlardan,dağlardan,ovalardan,vadilerden,ırmaklardan,göllerden oluşan çok renkli bir tablonun tam ortasında yer alıyor.
Bu manzara kimi zaman doğanın huzuruna teslim olmak,kimi zamanda dağlarda,yaylalarda özgürce dolaşmak isteği uyandırıyor insanda..
Matematik Öğretmeni İksir Aydın emekli olunca,ailesiyle birlikte,doğası,tarihi,kültürü,gastronomisiyle çok özel olan doğduğu topraklar Kastamonu-Daday'da yatırım kararı alır.Bölgenin mimari özelliklerine sahip, 1926 yılında yapılan bir konak satın alınır ve aslına uygun olarak restore edilir.Samanlık,Ceviztepe ve Göktepe otel binaları ahşap,doğa manzarası ve modern konfor özellikleri tercih edenler için İksir Hanım konağının dışındaki üç ayrı otel binası. İksir Hanım Konağı'nın yanı sıra ek bina yatırımları,Samanlık Restoran,Toplantı Salonları,Sağlıklı Yaşam Merkezi ve Binicilik Tesisleri İle ''İksir Resort Town Yaşam ve Tatil Kasabası'' 2010 yılında kapılarını Türk turizmine açmış.
Sabah olduğunda görüntüdeki güzel bahçede kahvaltımıza başladık.
Eksiksiz sunum,gölet kenarındaki enfes ortamda kahvaltı bir başka güzel.
Özellikle belirtmeden geçemeyeceğim tesis yöneticisi Serkan Bey'in ilgisi,yerinde bilgilendirmeleri ve buradaki tatilde her aşamada dokunuşları belli oluyor.Sohbetten keyif aldık,kendisini tanımaktan mutlu olduk..
Kahvaltıdaki hemen hemen her ürün İksir Çiftliğinin organik ürünleri.Sucuk kendi özel yapımları.
(Büyükşehirlerde köy kahvaltısı diye sunulan kahvaltıları düşündükçe bu nedir diye düşünmekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz.
Alıç marmelatı,doğal çam pekmezi,süt kaymağı,kuşburnu marmelatı buraya özgü çok farklı lezzetlerdi.

12 Temmuz 2016 Salı

PASTIRMACI FATİH  (KASTAMONU)
2004 yılında Ilgaz Dağı'na tatil için gittiğimizde Kastamonu merkezini,tarihini,kendine has lezzetlerini tanıma fırsatı bulduk.En son 2-8/Temmuz/2016 günleri arasında Bayram tatilimizi çok sevdiğimiz Ilgaz Dağı'nda,Kastamonu'da,Kastamonu'nun güzel ve özellikli ilçelerinde geçirdik.Yeni tarih,doğa,lezzet keşifleri yapmaya devam ettik.2004 yılından bu yana 4 defa Kastamonu'ya geldik.İzmir'den 11 saatlik yol süresi her defasında bizim için özlem duyduğumuz o güzel yerlere bir keyif yolculuğu oluyor.
Pastırma, hepimizin bildiği gibi Kayseri merkezli olarak bilinir.Ancak 2004 yılındaki ilk gezimizde Kastamonu'nun,hala doğal yöntemlerle,katkısız ve dededen toruna Pastırma yaptığını görmek bizi şaşırtmıştı.Kastamonu pastırmasından aldığımız lezzet bu konudaki standartlarımızı çok yukarılara taşıdı.Bu lezzeti inanın biz hiçbir yerde bulamıyoruz.
Kastamonu'da pastırma bir çok yöresel lezzette ve özellikle pastırmalı ekmekte kullanılıyor.
Pastırmacı Fatih, 1923'den bugüne dededen toruna bu işi en iyi yapan ailelerden birinin 4.kuşağı.
Sevgili Fatih Bey'in dükkanı her defasında bulunmaktan keyif aldığımız,muhabbetle,ikramlarla siparişimizin hazırlanmasını beklediğimiz bir yer.Pastırmanın ince ince kesilmesi ve kesme sırasındaki hızları da bir tören gibidir.
Fatih Bey, güzel görüntü verdi..
 Pastırma; et,tuz ve kırmızı biberin birbirine karıştırılarak,sarmısak ve çemenle bastırılıp güneş veya iste kurutulmasıyla meydana gelen bir çeşit et yiyeceği.Etler bastırılarak yapıldığı için bastırma ismi verilmiştir.Daha sonra bu kelime halk arasında pastırma olarak değiştirilmiştir.
Yurdumuzda pastırmanın hangi tarihlerde geldiği hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır.Bazı tarihi kaynakların verdiği bilgilere göre Selçuklular tarafından Anadolu'ya getirildiği tahmin edilmektedir.Pastırma,Türkler tarafından Rumeli'ye, Balkanlar'a ve çevresine götürülmüştür.
Kastamonu'da en kaliteli pastırma dana etinden olmaktadır.
Sığırların sırtlarından ve sinirsiz yerlerinden ayrılan az yağlı veya hiç yağı olmayan et parçaları önce parçalar halinde bölünüp bolca tuzlanıyor.Pastırma yapımına yaz ayının sonunda,sonbahar mevsiminin ortalarında başlanıyor.Hazırlanmış,tuzlanmış ve çemenlenmiş parçalar rüzgarlı yerlerde kurutularak hazır hale getiriliyor.
Ilgaz dağlarının müthiş iklimi ve bol oksijenli havası eşsiz Kastamonu pastırmasının ana etkenleri imiş.
Pastırma,çok kuvvetli albüminli bir gıdadır.Özellikle bedenen çalışan insanlar için bol enerji kaynağı.
Hazmı çok kolay.Etin esas gıda değeri eksilmediği,bileşimindeki su miktarı azalmış olduğundan az bir pastırma parçasında çok miktarda etin yerini tutan besin ve kalori değeri mevcuttur.
 Biz, görüntüdeki nuhar pastırmayı tercih ediyoruz.
Ancak antrikot pastırma da var.