Sayfalar

İZMİR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İZMİR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2026 Pazartesi

 KARAVANIN KAPILARI URLA'DA AÇILDI   (URLA / İZMİR)

Urla için İzmir'in en ulaşılabilir konumlarından biri diyebiliriz. İzmir şehir merkezinden 1 saat mesafede bulunan Urla, İzmir'in yakınlarında nereye gidelim diye düşündüğümüzde hep ilk tercihimiz oluyor. Yılın 12 ayı Urla'yı yaşamak için harika zaman. Masmavi denizi, yemyeşil doğası, kaliteli üzüm ve zeytin bağları, lavanta bahçeleri ile İzmir'in şirin ilçesi Urla, Ege'nin saklı cennetlerinden biri. Bu defa karavan deneyimi ile Urla'yı yaşamak için gece Urla İskele'ye geldim. Deniz kıyısındaki otopark neredeyse boştu. Önümde deniz olacak şekilde karavanı park ettim. Sabah uyandığımda bulunduğum yerin verdiği mutluluk, burada geçireceğim iki günün güzelliklerinin başlangıcı gibiydi.

30 Ekim 2025 Perşembe

 BERGAMA ANTİK TİYATROSU'NDAN BAKIŞ ...  KARAVAN GÜNLÜKLERİ   (BERGAMA / İZMİR)

'' Kopmak zordur, '' der Nietzsche, '' bir bağı ortadan kaldırmak acı vericidir. Fakat çok geçmeden yerine yeni bir kanat çıkar. '' Nietzsche'nin hayatı böyle ayrılmalardan, kopmalardan ve tecritlerden oluşacaktı : dünyadan, toplumdan, yoldaşlardan, meslektaşlardan, kadınlardan, arkadaşlardan ve ana babadan. Fakat yalnızlığın içine salladığı her kürek özgürlüğünün biraz daha derinleşmesinin işaretiydi : Hesap vermek yok, engel oluşturacak uzlaşmalar yok, görüşü açık ve tarafsız...
Rousseau '' Yürüyenin gündüz düşleri '' adlı eserinde : '' Hiçbir zaman yalnız ve yürüyerek yaptığım seyahatlerdeki kadar düşünmedim, var olmadım, yaşamadım, kendim olmadın ... Bütün doğaya efendisiymişim gibi hükmediyorum; manzaralar arasında aylak aylak dolaşan yüreğim, çarpmasına neden olanlarla birleşip özdeşleşiyor, büyüleyici hayallere sarmalıyor kendini, nefis duygularla sarhoş oluyor. '' der.
Bergama'ya sabahın erken saatlerinde geldim. Güne tarihi bir kahvaltıcı da başlamayı ve uzun bir Bergama gezisine kendimi bırakmak istiyorum.

30 Ekim 2024 Çarşamba

 İZMİR'İN DAĞLARINDAN VE YAYLALARINDAN BAYINDIR'A, KUŞADASI'NA SONBAHAR GEZİLERİ..

Ege'yi bir de sonbaharda görmeli. Yılın bu zamanlarında kalabalıklar azalır. Bölgeye başka bir hava gelir. Sonbahar güneşinin sıcaklığı içleri ısıtır. Hazan mevsiminin getirdiği olağanüstü görsel şölen ile Ege gezileri bir başka olur. Başınızı gökyüzüne kaldırdığınızda sallanan sonbahar dalları ve yanınızdan sakince akan dereler tam bir görsel şölen yaratır. Ege'de denize dik uzanan dağlar ve tepeler denize kavuşur ve rengarenk görüntüler sunarlar. Bu zamanlarda Ege'nin dağlarında farklı rotaları keşfederek, sahil kasabalarına gitme şansına sahip olmayı çok seviyorum. Türkiye'nin en güzel ve keşfedilesi rotalarına doğru yola çıkmaya ne dersiniz ?

28 Şubat 2024 Çarşamba

EFELER YOLU ROTASINDAN YILLAR SONRA MAHMUT DAĞI'NA ÇIKIŞ...  

Yakın coğrafyaların uzak, uzak coğrafyaların yakın olmaya başladığı son beş yıllık dönemde, İzmir'in yanı başındaki, ıssız ve yalnız dağı olan Mahmut Dağı'ndan ayrı kaldım. Mahmut Dağı, başka zorlu zirveler öncesinde benim için bir antrenman dağı olmuştur. Önce Bandırma ve sonra ; Siirt, Ankara, Balıkesir de geçen beş yılın sonrasında yeni yaşam yerimiz artık Mahmut Dağı'nın çok yakınında.. Yıllardır yaşamayı hayal ettiğimiz Yukarı Kızılca'ya yerleştik.
1387 metre yüksekliğindeki Mahmut Dağı, Efeler Yolu etaplarından biri olarak belirlenmiş ve işaretlenmiş. İzmir'deki Nif Dağı'ndan Bozdağ'a kadar uzanan hat içindeki dağlar arasında, üçgen sivrisi görünüşü ile çok güzel bir dağ manzarası verir.

17 Şubat 2024 Cumartesi

 İZMİR'DE ATATÜRK'ÜN İZİNDE... VE BİR RÜZGAR HIZINDA ANILAR ...

Anılar... Kim olursa olsun, bir insanı anlamak ve tanımak için onun anılarını iyi bilmek ve anlamak gerekir. Çünkü insanlar anılarında insan boyutları ile görünür. Güçleri, zaafları, başarıları, başarısızlıkları ile insanlar anılarda insanlıklarıyla karşımızdadırlar.
   Güzel bir İzmir gününde, Atatürk'ü İzmir anılarıyla anlamak, tanımak ve anmak için onun İzmir'inde farklı bir geziye çıktık... 
Atatürk'ün bazı anılarında hep İzmir özlemi, İzmir'le bütünleşen bir yurt sevgisi vardır. 21 Ocak 1922'de İzmir Yurdu Cemiyeti'nin Fahri Başkanı seçilirken bile hedefini ortaya koymuştur :
   Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal, 21 Ocak 1922 tarihinde '' İzmir Yurdu Cemiyeti '' tarafından Anadolu Lokantasında verilen çayda hazır bulunur. Üyeler Paşa'dan, '' Yurt '' un fahri başkanlığını kabul etmesi ricasında bulunur. Bunun üzerine Gazi kısa, ama özlü ve yakın gelecekle ilgili müjdeler içeren şu konuşmayı yapar :
   '' İzmir Yurdu'nun başkanlığını kabul etmek bence onur ve mutluluk vericidir. Yurd'un, İzmir'den uzak yerlerde değil, İzmir'in içinde görev yapacağı güne ulaşacağız. O gün uzak değildir ! ''
   Mustafa Kemal'in anılardaki görüntüsü de çok yüce. Çünkü anılardaki Mustafa Kemal hakka göre davranır. Her durumun gerçeğini saptayıp o gerçeğin gerekli kıldığı hak ve ölçüye göre davranan Atatürk, nerede duracağını da en iyi şekilde bilmiştir.
Atatürk'ün bir siyasal önder olarak insancıl yönleri, günlük yaşamı, alışkanlıkları, hoşlandığı, hoşlanmadığı kültürel ögeler, değer yargıları, aile yaşantısı yeterince ele alınıp incelenmiş değil..

2 Haziran 2023 Cuma

 FLEXI İLE DOĞADA DAHA UZUN MESAFELERE MERHABA...

'' Hayat bisiklet binmek gibidir. Dengede kalmak için, hareket etmeye devam etmen gerekir '' der Albert Einstein. Doğada uzun mesafeler yürümek benim için bir tutku. Zamanı daha iyi değerlendirip bu mesafeleri nasıl daha çok arttırabilirim diye düşünürüm. Bisiklet kullanarak uzun mesafeleri katetmek en iyi yollardan biri. Kamplı turlar yapmak için hedefim, Tur bisikleti almaktı. Ancak başlangıç için özellikle şehir içi kullanıma uygunluğu, araç bagajlarına girebilmesi, toplu taşıma araçlarına alınması, eve ve işyerlerine kolayca taşınabilmesi gibi özellikleri nedeniyle Katlanabilir Bisiklet (Folding Bike) almaya karar verdim. Bisiklet sitelerini, Youtube kanalarını izledim, bisiklet tutkunu dostlarım ile görüştüm. Marka ve model tercihim ; Carraro Flexi 121 D 21V MD oldu. 21 vitesli ve mekanik disk frene sahip olması Carraro Flexi 121'i kamplı doğa turlarına da uygun hale getiriyor.

30 Mayıs 2023 Salı

 İZMİR'DEN ÖDEMİŞ'İN LEZZETLERİNE DAĞLARDAN GİDEN YOL...

Cumhuriyet öncesi 1913 yılında Balkanlardan kopup kendi topraklarına dönüş yapan insanların yaşadığı, Rumeli'den uzanan köylerin içinden zirvelerden Ödemiş'e gitmeye ne dersiniz ? Ana yolların dışında, doğanın içinden ilerleyen yollar beni hep kendilerine çektiler. Fırsat bulduğumda, eğer zaman sınırı da yoksa hep rotalarımı bu alternatif yollardan planladım. İzmir'in deniz tatili beldelerinden başımızı doğuya çevirip ezber bozma zamanımızın geldiğini hissettiğimizde Ödemiş, Tire ve Bayındır taraflarına kaçıveririz. Ödemiş'in dillere destan tarihi Cumartesi Pazarını, Türkiye'nin en güzel köylerinden biri olan Birgi'yi, fotoğrafçıların gözdesi hayalet köy Lübbey'i, Bozdağı, Gölcük Gölü ve Yaylasını görmek, Töngül Pidesi, Ödemiş Kebap ve Kar Helvası gibi eşsiz lezzetlerini tatmak için kesinlikle buna değer.
Benim alternatif rotam; İzmir-Kemalpaşa-Bağyurdu-Yiğitler-Kurudere-Bayındır üzerinden Ödemiş'e ulaşıyor. Bir gün yolunuzu buradan geçerse İzmir'in dağlarına, doğasına hayran kalacaksınız.

4 Mayıs 2023 Perşembe

 MATTHEYS KÖŞKÜ... BORNOVA'NIN GÜZELLİKLERİ...   (İZMİR)

Bornova'nın hem tarihi hem mimarisiyle öne çıkan köşklerinden biri olan Mattheys Köşkü uzun restorasyon sürecinden sonra açıldı. İki asırlık köşkü, aslına sadık kalınarak restore edilerek İzmir'e yeni bir sanat ve deneyim merkezi kazandıran Arkas, Arkas Sanat Bornova Arkas Halı Koleksiyonu'nu '' 16. -19. Yüzyıl Anadolu Halıları ''  sergisiyle sanatseverlerle buluşturdu. Yıllardır Bornova'da önünden geçtiğimiz, yüksek dış duvarları ardındaki dünyayı merak ettiğimiz Mattheys Köşkü'nün anlamlı açılış gününde oradaydık.Tarihinde Atatürk'ü ağırlayan, o dönemki ev sahibi Hortense Wood'un kendi deyimiyle cumhuriyetin geleceğinin konuşulduğu Mattheys Köşkü, Cumhuriyet'in 100. yılında yeniden hayat buldu. Arkas'ın '' Geçmişimizi Hatırlamak '' vizyonuyla kapılarını yeniden açtı.

8 Ocak 2023 Pazar

 GÖRGÜ, ADAB-I MUAŞERET / DEDEMİN KİTAPLARI

1976 yılı... İlkokula başladığım yıllar. O zamanlar gazeteler Mahalle'nin bakkalına gelirdi. Dedem ''Tercüman'' gazetesinin ''1'' no lu abonesiydi. Okul çıkışı gazetesini benim almamı isterdi. Yıllar sonra dedemin bu isteğinin amacını anladım... Okul çıkışı bir heyecan ''Ahmet Yeğen'' in bakkal dükkanına gider, Dedemin gazetesini ister, eve gelene kadar sayfalarını açıp okurdum. Rauf Tamer, Ahmet Kabaklı, Yavuz Donat, Ergun Göze, Haldun Taner, Tarık Buğra gibi ünlü yazarların köşelerini okuyarak geçti Tercüman Gazeteli yollarım. Semih Balcıoğlu, karikatürleri ile renk katardı. Ulvi Yenal, Turgay Şeren, Orhan Ayhan, Necmi Tanyolaç, Atilla Gökçe'li spor sayfaları dolu doluydu. Daha sonraki yıllarda Dedem ile köşe yazarlarının yazıları hakkında yorumlar da yapar olduk... Tercüman Gazetesi o yıllarda gazete ile birlikte bölümler halinde ansiklopedi ekleri verirdi. Bunları bir düzen içinde biriktirir daha sonra ayrıca gazeteden gelen ciltlerle matbaaya götürür eşsiz bilgi kaynaklarına sahip olurduk. 

11 Aralık 2021 Cumartesi

 URLA BAĞ YOLU VE SONBAHAR' DA İZMİR...

İzmir'i çok seviyoruz.. İzmir' de yaşadığımız için şanslıyız. Kente yakın bu kadar çok kendine has kasaba-köy olması harika bir durum. Ege'nin en güzel tatil beldelerinden biri olan Urla ise; uçsuz bucaksız yeşil doğası, tertemiz denizi, bağlarıyla göz kamaştırıyor. Bu bölge, Antik çağlardan günümüze, adını şarapçılıkla duyurmuş. İyonlar, Persler, Romalılar ve son olarak Türkler tarafından eşsiz ve vazgeçilmez kabul edilmiş. İzmir'den yarım saatlik bir araç yolcuğu ile Urla' ya ulaşıyoruz.

8 Nisan 2021 Perşembe

 DELİKLİ KOYA ÇIKIP GİDİVERMEK ...  ALAÇATI / İZMİR

Çıkıp gidivermek...

Bazen bir filme, bazen sevdiğim müziğe doğru, bazen kitaplara.

Ama daha çok; hesapsız, plansız, öncesiz, sonrasız, öylesine çıkıp gidivermek...

Dağlara, göllere, nehirlere, her yıl, her mevsim başka anların, başka başka zamanların yaşandığı yerlere...

Çıkıp gidilesi yerlere...

Delikli Koy'da öyle yerlerden benim için...
En çok da sonbahar aylarında ya da kışın, bahar başlarında ve sabah güneş doğarken, batarken orada bulunmak..
Sakin, sessiz ve huzurlu yer arayanların son keşif yerlerinden. Sessizliği ve sakinliği belki de pek çok plaja göre soğuk, çakıl kaplı plajı ve denizinden..
Koyu özel kılan deniz içerisinde oluşan doğal kayalıklar. Adı da bu doğal oluşum sonucu ortaya çıkan kayaların oyuklarından geliyor. Bu kayaların ortasında oluşan oyuklardan denize girmek için tercih ediliyor.

14 Ocak 2021 Perşembe

 BURGAZADA SEVGİLİM ...

'' Bir gün doğup büyüdüğüm topraklardan ayrılmak zorunda kalsaydım, vatan diye en çok yüreğim sızlayarak özleyeceğim yer Burgazada olurdu. Benim için Burgaz vatandır. Ben daha küçücük bir çocukken, ailece aşık olduk ona. Önce babam, sonra her birimiz tek tek kendimizce... Ve hiç bitmedi bu aşk.

   Taşını toprağını, kumunu çakılını, ağacını çalısını, börtüsünü böceğini sevdim onun. Ki hiç zor değil... Bir tek gün kalmak yeter.

   Ben büyüdükçe, onun da değişmesini izledim. Burgaz, eski Burgaz değil artık. Değişen dünyaya ayak uyduruyor. Hala onu her gören sevdalanıyor ama... Ah siz onu eskiden görmeliydiniz. Havasını solumalıydınız. Bir şey vardı onda, insanı sarıp sarmalayan, huzur veren ve de eşitleyen. '' 

1950 li yılların başında daha küçük bir çocukken yaz aylarının başlarında Burgazada'ya ailesi ile gelip, kiraladıkları evde Burgazada'da bir yaz geçiren '' Bercuhi Berberyan ( Tatiana ) '' ve ailesi için Burgazada artık tutku derecesinde sevdikleri adaları olmuş..

Bercuhi Berberyan'ın '' Burgazada Sevgilim ... '' kitabının daha önsözündeki ifadeleri beni kitabın içine alıverdi... Benim de çok sevdiğim Burgazada ile ilgili bu giriş sözlerinin etkisi, kitabın her bölümünde ve her sayfasında devam etti. Kitabı elimden düşürmeden kısa sürede okudum ve hatta bitmesine üzüldüm..

Hayranı olduğum Burgazada'nın; yakın tarihi, mekanları, insanları, adanın eski insanlarının hoşgörülü ve sımsıcak yaşamları ile ilgili bir çok bilgiye sahip oldum. Burgazada ile bundan sonraki buluşmalarımda Bercuhi Berberyan'ın gözü ile de bakmaya çalışacağım...

Bercuhi Berberyan'ın Burgazada'sında etkileyici bir yolculuğa çıkabilmek için bu kitabı okumalısınız..

Önsözden devam ederek ve kitabın bazı bölümlerinden kısa alıntılar ile bu çok özel kitabı ve yaşam yolcuğunu sizler ile paylaşma gereği duydum..

'' ... Biz Burgazlı olduğumuz için sırf; mutlu bir çocukluk geçirdik. Yeni yetme Burgazlılar bu duyguyu bilmezler. Yaşıtlarım anladılar. Geriye dönüp baktığımızda bizi gülümsetmeyen tek bir anımız bile yok, biz eski adalıların. Olaylar, insanlar, ilişkiler, yaşananlar hep güzel, keyifli... Acılar bile yürek ısıtarak gülümseten...

   Yıllar geçtikçe, çağa ayak uydurdukça ada, unutuluyor eski güzellikler ve anılardan siliniyor renkler. Biz o eski günleri yaşamış, geçişi izlemiş ve bu günü yaşamakta olanlar yani arada kalanlar, renkler hepten yok olmadan dünü güne bağlamaya çalışmalıyız. Gördüklerimizi, yaşadıklarımızı kaydetmeliyiz.

   '' Haydi, bir ucundan da ben tutayım bari '' diyerek oturdum masamın başına. Adaya ilk ayak bastığım günden başladım. Anılarımı bir bir çıkardım belleğimin köşesinde bucağında saklandıkları yerlerden. Kimi sıralı ve düzenli geldi yerleşti satırlara, kimi rast gele fışkırdı zamansız. Özünde, özgür bıraktım hepsini. Süslemedim de ...
   Bir anılar kitabı oluştu az buçuk tarih kokan, arka fonda Burgazada... Başkahramanı da babam oluverdi kendiliğinden. Tanıdığım en büyük Burgazada aşığı... Ölümüne kadar vazgeçmedi sevdasından. Zor oldu benim için, onun sağlığında keyifle başladığım kitabı ölümünden sonra hüzünle tamamlamak.

27 Aralık 2020 Pazar

KEKLİKTEPE'DEN URLA'NIN DENİZİNE ARKAS SANAT'DAN BAKMAK   (URLA/İZMİR)

Ormanın ve zeytin ağaçlarının arasından Kekliktepe'ye çıkıyoruz. Arkamızda Urla'nın lacivert denizi.. Beyaz ve modern mimarisiyle Antik Yunan Dönemi tapınaklarını andıran büyük bir yapı karşımıza çıkıyor.

18 Aralık 2020 Cuma

 SAİT FAİK'LE HAYAT, OH NE RAHAT !

Mutluluğu aramak bazen cesur adımlar gerektirir. Etiketleri bir kenara bırakabilecek miyiz ? Bizden beklenen kişi olmak yerine kendi istediğimiz kişi olmak, topluma uymayı bir erdem kabul etsek de, bazen kendi bildiğimiz hayatı yaşamak daha iyi gelmez mi ? Çoğumuz evden işe akıp giden rutin hayattan şikayetçiyiz. Oysaki şehir sadece otobüsün camından izlenen bir film değil. Bazen iki durak önce inip biraz hayata karışmayı, insanları tanımayı ve gözlemlemeyi denemeliyiz. Bunu başaranlardan biri Cumhuriyet döneminin en önemli hikayecisi kabul edilen Sait Faik Abasıyanık... Sait Faik'in yaşamından küçük kesitler belki bize biraz yol gösterebilir.
1 - Sait Faik'e göre hayat  '' Balık tutmak, kahvede oturmak, yanımda çok sevdiğim köpeğim, insan tanımak, Beyoğlu'nda bir aşağı bir yukarı dolaşmak, hikaye yazmak, velhasıl hiçbir şeye bağlanmadan avare gezmek bütün gün. İşte ben böyle bir hayattan zevk alırım, buna yaşamak derim. ''

17 Aralık 2020 Perşembe

 CERENİMİZİN BİNİCİLİK SERÜVENİ

'' Binicilik geleneksel tanımıyla; İnsan ve Hayvanın birlikte yaptığı tek spor dalı olarak ifade edilebilir. Binicilik sporu benim hayatımda zaman planlaması yapmamda, atacağım bir sonraki adımı önceden planlamamda ve pratiğin önemini kavramamda büyük bir öğretici olmuştur. Atın üzerindeyken, o anda olabilmenin önemi kimi zaman hayati bir önem taşımaktadır. At ile senkronize bir şekilde hareket etmediğinizde reflekslerinizde gereken anlarda devreye giremez ve kazalar yaşanabilir.
Tüm bu anlattıklarıma genel olarak baktığımızda bu sporun; disiplin kazandırdığı, çoğu insanın eğitimlere katılarak hayatında uygulamaya çalıştığı odaklanma veya meditasyon pratiklerini de antrenman saatleri içinde yaşattığı yadsınamaz bir gerçektir.
   Atınız ile ortak bir noktada anlaşabilmek, günlük hayatta diğer insanlarla kurduğunuz  iletişimden daha farklıdır. Konuşarak iletişim sağlayan canlılar olarak bizler, kendimizi atımıza anlatmak için öncelikle bedenimizi daha sonra da çeşitli uyarıcıları kullanırız. Bu noktada en önemli husus; acı hissi ile değil, doğru ve yerinde yönlendirmeler ile atımızı harekete geçirmektir. Tüm bu bileşenler uyum halinde olduğunda ise atımız artık bizim el ve ayaklarımız haline gelir.
Uyguladığımız yönlendirmeyi zihinsel kararlarımız da biz sağlarken vücudumuz atımızdır. ''
    Cerenim böyle ifade ediyor yıllardır içinde olan at sevgisini ve atlara olan tutkulu bağlılığını...
Bu sevgi, 2015 yılında İzmir de Ege Atlı Spor Kulübü ile tanışması,  yoğun ve disiplinli çalışmalara başlaması onu atlar ile ifadelerinde olduğu gibi farklı dünyalara götürdü. 
Ege Atlı Spor Kulübü başlangıç için iyi bir tercih oldu. Şehirden uzak ve Menderes ilçesine yakın ormanın içinde konumu ve özel eğitilmiş sağlıklı, bakımlı kulüp atları ile Ulusal ve Uluslararası tecrübeye sahip geniş eğitmen kadrosuyla her seviye binicilik ve at eğitimi veren özel bir tesis..

12 Kasım 2020 Perşembe

 LUCİEN ARKAS BAĞLARI GEZİSİ / LA MAHZEN RESTAURANT    (TORBALI / İZMİR)

Sonbahar genellikle hüznü ve sonları çağrıştırsa da aslında renklerin, bereketin ve ektiğini biçmenin mevsimi..
İzmir Bağ Rotasının 5 ayrı durağından biri olan Torbalı'daki Lucien Arkas Bağları'na Kasım ayının başlarında gittik.
Lucien Arkas Bağları, Ana Tanrıça kenti Metropolis topraklarında kurulu Türkiye'nin en büyük tek parsel organik bağı. Göz kamaştırıcı bağ manzarası eşliğinde birbirinden lezzetli yemekler ile unutulmaz anlar yaşadık.
Lucien Arkas Bağları, İzmir Torbalı'da 1168 dönümlük bir arazide Türkiye'nin en büyük tek parsel organik bağı olarak kurulmuş.

29 Ekim 2020 Perşembe

 SAİT FAİK'İN PARİS'TEKİ BİLİNMEYEN BEŞ GÜNÜ

Yazar ve gazeteci Naim Tirali'nin 1975 yılında Milliyet Sanat Dergisi'nde yayımlanan ve Sait Faik'in Paris'te geçirdiği beş günü anlatan yazısı..

1951 yılında '' tedavi '' amacıyla Paris'e giden Sait Faik burada ancak beş gün kalarak İstanbul'a dönmüştü ama, bu kısa yolculuğunun bir '' hikaye '' olmadığına kimse inanmak istememişti. Sait Faik'in yakın arkadaşı Naim Tirali, büyük hikayecimizin 21. ölüm yıldönümünde bu olaya ilişkin anılarını anlatıyor.

17 Eylül 2020 Perşembe

 OD URLA / URLA'NIN LEZZETLERİNE YOLCULUK     (URLA / İZMİR)

Od Urla, son günlerde ismini çok duyduğumuz özel bir lezzet durağı. Biz de öğle yemeği yemek için Od Urla'nın yolunu tuttuk. Yol boyunca gördüğümüz üzüm bağları ve zeytin ağaçları bu deneyimde alacağımız tatların habercisi gibiydi.. OD, eski Türkçe'de ateş anlamına geliyor. OD Urla, ismini ve ilhamını ateşe borçlu. 

20 Ağustos 2020 Perşembe

TÜRKİYE'NİN MİLLİ PARKLARI BİLİNÇLİ ZİYARETÇİLERİNİ BEKLİYOR.
TURKEY'S NATIONAL PARKS ARE WAITING CONSCIOUS VISITORS
Türkiye'nin eşsiz mirasları olan milli parklar; nadir ekosistemleri, jeolojik yapıları, doğal yaşlı ormanları, nadir bitki ve hayvan türleri, zengin kuş türleri bilinçli doğaseverleri bekliyor.
   Milli Park fikri dünyada ilk olarak ABD'de 1869 yılında ortaya atılıyor. Türkiye'de milli park terimi 1940'lı yılların sonlarına doğru kullanılmaya başlandı ve ilk olarak Yozgat Çamlığı Milli Parkı kuruldu.
Uluslararası Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) Milli Parkları şöyle tanımlıyor: '' Bilimsel ve estetik yönden olağanüstü biyolojik (bitki örtüsü ve yaban hayatı), ekolojik, jeolojik, coğrafi ve benzeri doğal yapısı ve arkeolojik, etnografik, antropolojik, mitolojik, tarih ve benzeri kültürel özellikler ve güzelliklerden bir veya birkaçına sahip; bilimsel, eğitsel, estetik, sportif, eğlence ve dinlenme bakımlarından ulusal ve uluslararası düzeyde öneme sahip en az 1000 hektar genişliğinde, kara ve su alanlarıdır. ''
Tanımda sözü edilen değerler dikkate alındığında Türkiye'nin çok zengin bir coğrafyaya sahip olduğu görülmektedir.
   Doğa yürüyüşleri ve kamplı faaliyetlerimi Milli Parklar içinde yapmak çok keyifli..
Türkiye'de Ağustos 2020 yılında 44 Milli Parkımız bulunuyor. Görüntüleri dahi ilk anda bizi heyecanlandırıyor ve kendilerine çekiyor..
Milli Parklarımızı kısaca tanıyalım.

5 Temmuz 2020 Pazar

TÜRK EDEBİYATI KLASİKLERİ İŞ BANKASI YAYINLARI İLE GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR..
İş Bankası Kültür Yayınlarının, Türk Edebiyatları klasikleri serisi yeni yayınlarla zenginleşmeye devam ediyor.
Türk Edebiyatı Klasiklerinin başyapıtları başucu kitapları olarak kütüphanemizde çok özel bir yerde..
05.07.2020 günü itibariyle her biri çok değerli 42 Türk Edebiyatı klasiği kitap yayınlanmış durumda.