Sayfalar

14 Ocak 2021 Perşembe

 BURGAZADA SEVGİLİM ...

'' Bir gün doğup büyüdüğüm topraklardan ayrılmak zorunda kalsaydım, vatan diye en çok yüreğim sızlayarak özleyeceğim yer Burgazada olurdu. Benim için Burgaz vatandır. Ben daha küçücük bir çocukken, ailece aşık olduk ona. Önce babam, sonra her birimiz tek tek kendimizce... Ve hiç bitmedi bu aşk.

   Taşını toprağını, kumunu çakılını, ağacını çalısını, börtüsünü böceğini sevdim onun. Ki hiç zor değil... Bir tek gün kalmak yeter.

   Ben büyüdükçe, onun da değişmesini izledim. Burgaz, eski Burgaz değil artık. Değişen dünyaya ayak uyduruyor. Hala onu her gören sevdalanıyor ama... Ah siz onu eskiden görmeliydiniz. Havasını solumalıydınız. Bir şey vardı onda, insanı sarıp sarmalayan, huzur veren ve de eşitleyen. '' 

1950 li yılların başında daha küçük bir çocukken yaz aylarının başlarında Burgazada'ya ailesi ile gelip, kiraladıkları evde Burgazada'da bir yaz geçiren '' Bercuhi Berberyan ( Tatiana ) '' ve ailesi için Burgazada artık tutku derecesinde sevdikleri adaları olmuş..

Bercuhi Berberyan'ın '' Burgazada Sevgilim ... '' kitabının daha önsözündeki ifadeleri beni kitabın içine alıverdi... Benim de çok sevdiğim Burgazada ile ilgili bu giriş sözlerinin etkisi, kitabın her bölümünde ve her sayfasında devam etti. Kitabı elimden düşürmeden kısa sürede okudum ve hatta bitmesine üzüldüm..

Hayranı olduğum Burgazada'nın; yakın tarihi, mekanları, insanları, adanın eski insanlarının hoşgörülü ve sımsıcak yaşamları ile ilgili bir çok bilgiye sahip oldum. Burgazada ile bundan sonraki buluşmalarımda Bercuhi Berberyan'ın gözü ile de bakmaya çalışacağım...

Bercuhi Berberyan'ın Burgazada'sında etkileyici bir yolculuğa çıkabilmek için bu kitabı okumalısınız..

Önsözden devam ederek ve kitabın bazı bölümlerinden kısa alıntılar ile bu çok özel kitabı ve yaşam yolcuğunu sizler ile paylaşma gereği duydum..

'' ... Biz Burgazlı olduğumuz için sırf; mutlu bir çocukluk geçirdik. Yeni yetme Burgazlılar bu duyguyu bilmezler. Yaşıtlarım anladılar. Geriye dönüp baktığımızda bizi gülümsetmeyen tek bir anımız bile yok, biz eski adalıların. Olaylar, insanlar, ilişkiler, yaşananlar hep güzel, keyifli... Acılar bile yürek ısıtarak gülümseten...

   Yıllar geçtikçe, çağa ayak uydurdukça ada, unutuluyor eski güzellikler ve anılardan siliniyor renkler. Biz o eski günleri yaşamış, geçişi izlemiş ve bu günü yaşamakta olanlar yani arada kalanlar, renkler hepten yok olmadan dünü güne bağlamaya çalışmalıyız. Gördüklerimizi, yaşadıklarımızı kaydetmeliyiz.

   '' Haydi, bir ucundan da ben tutayım bari '' diyerek oturdum masamın başına. Adaya ilk ayak bastığım günden başladım. Anılarımı bir bir çıkardım belleğimin köşesinde bucağında saklandıkları yerlerden. Kimi sıralı ve düzenli geldi yerleşti satırlara, kimi rast gele fışkırdı zamansız. Özünde, özgür bıraktım hepsini. Süslemedim de ...
   Bir anılar kitabı oluştu az buçuk tarih kokan, arka fonda Burgazada... Başkahramanı da babam oluverdi kendiliğinden. Tanıdığım en büyük Burgazada aşığı... Ölümüne kadar vazgeçmedi sevdasından. Zor oldu benim için, onun sağlığında keyifle başladığım kitabı ölümünden sonra hüzünle tamamlamak.

27 Aralık 2020 Pazar

KEKLİKTEPE'DEN URLA'NIN DENİZİNE ARKAS SANAT'DAN BAKMAK   (URLA/İZMİR)

Ormanın ve zeytin ağaçlarının arasından Kekliktepe'ye çıkıyoruz. Arkamızda Urla'nın lacivert denizi.. Beyaz ve modern mimarisiyle Antik Yunan Dönemi tapınaklarını andıran büyük bir yapı karşımıza çıkıyor.

18 Aralık 2020 Cuma

 SAİT FAİK'LE HAYAT, OH NE RAHAT !

Mutluluğu aramak bazen cesur adımlar gerektirir. Etiketleri bir kenara bırakabilecek miyiz ? Bizden beklenen kişi olmak yerine kendi istediğimiz kişi olmak, topluma uymayı bir erdem kabul etsek de, bazen kendi bildiğimiz hayatı yaşamak daha iyi gelmez mi ? Çoğumuz evden işe akıp giden rutin hayattan şikayetçiyiz. Oysaki şehir sadece otobüsün camından izlenen bir film değil. Bazen iki durak önce inip biraz hayata karışmayı, insanları tanımayı ve gözlemlemeyi denemeliyiz. Bunu başaranlardan biri Cumhuriyet döneminin en önemli hikayecisi kabul edilen Sait Faik Abasıyanık... Sait Faik'in yaşamından küçük kesitler belki bize biraz yol gösterebilir.
1 - Sait Faik'e göre hayat  '' Balık tutmak, kahvede oturmak, yanımda çok sevdiğim köpeğim, insan tanımak, Beyoğlu'nda bir aşağı bir yukarı dolaşmak, hikaye yazmak, velhasıl hiçbir şeye bağlanmadan avare gezmek bütün gün. İşte ben böyle bir hayattan zevk alırım, buna yaşamak derim. ''

17 Aralık 2020 Perşembe

 CERENİMİZİN BİNİCİLİK SERÜVENİ

'' Binicilik geleneksel tanımıyla; İnsan ve Hayvanın birlikte yaptığı tek spor dalı olarak ifade edilebilir. Binicilik sporu benim hayatımda zaman planlaması yapmamda, atacağım bir sonraki adımı önceden planlamamda ve pratiğin önemini kavramamda büyük bir öğretici olmuştur. Atın üzerindeyken, o anda olabilmenin önemi kimi zaman hayati bir önem taşımaktadır. At ile senkronize bir şekilde hareket etmediğinizde reflekslerinizde gereken anlarda devreye giremez ve kazalar yaşanabilir.
Tüm bu anlattıklarıma genel olarak baktığımızda bu sporun; disiplin kazandırdığı, çoğu insanın eğitimlere katılarak hayatında uygulamaya çalıştığı odaklanma veya meditasyon pratiklerini de antrenman saatleri içinde yaşattığı yadsınamaz bir gerçektir.
   Atınız ile ortak bir noktada anlaşabilmek, günlük hayatta diğer insanlarla kurduğunuz  iletişimden daha farklıdır. Konuşarak iletişim sağlayan canlılar olarak bizler, kendimizi atımıza anlatmak için öncelikle bedenimizi daha sonra da çeşitli uyarıcıları kullanırız. Bu noktada en önemli husus; acı hissi ile değil, doğru ve yerinde yönlendirmeler ile atımızı harekete geçirmektir. Tüm bu bileşenler uyum halinde olduğunda ise atımız artık bizim el ve ayaklarımız haline gelir.
Uyguladığımız yönlendirmeyi zihinsel kararlarımız da biz sağlarken vücudumuz atımızdır. ''
    Cerenim böyle ifade ediyor yıllardır içinde olan at sevgisini ve atlara olan tutkulu bağlılığını...
Bu sevgi, 2015 yılında İzmir de Ege Atlı Spor Kulübü ile tanışması,  yoğun ve disiplinli çalışmalara başlaması onu atlar ile ifadelerinde olduğu gibi farklı dünyalara götürdü. 
Ege Atlı Spor Kulübü başlangıç için iyi bir tercih oldu. Şehirden uzak ve Menderes ilçesine yakın ormanın içinde konumu ve özel eğitilmiş sağlıklı, bakımlı kulüp atları ile Ulusal ve Uluslararası tecrübeye sahip geniş eğitmen kadrosuyla her seviye binicilik ve at eğitimi veren özel bir tesis..

7 Aralık 2020 Pazartesi

İSTANBUL'A BOĞAZ'DAN BAKMAK / LOOKING AT ISTANBUL FROM THE BOSPHORUS

'' Dünyaya bir kez bakma imkanın olacaksa sadece İstanbul'dan bak '' diye ifade etmiş Alphonse de Lamartine..

'' Tüm şehirler ölümlüdür İstanbul hariç '' demiş Gyllius..

Napolyon ; '' Dünya bir tek ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu '' olarak ifade etmiş.

Bizanslılar ise; yüzyıllar önce İstanbul'u ikiye ayıran suya '' Dünyanın Kolyesi '' ismini vermişler. 

İstanbul'u ziyaret edenler için Boğaz gezisi mutlaka yapılması gereken bir etkinlik. Boğaz'ın güzelliklerini tarihi yapılarını denizden keşfederken, aynı zamanda deniz havası solumak müthiş bir atmosfer oluşturuyor.

İstanbul'u boğazdan seyretmek için teknenin hareketini beklerken Aydın Hatipoğlu'nun dizeleri aklımda...

''Bir vapur kalkar İstanbul'dan her yanı İstanbul olan bir vapur''

12 Kasım 2020 Perşembe

 LUCİEN ARKAS BAĞLARI GEZİSİ / LA MAHZEN RESTAURANT    (TORBALI / İZMİR)

Sonbahar genellikle hüznü ve sonları çağrıştırsa da aslında renklerin, bereketin ve ektiğini biçmenin mevsimi..
İzmir Bağ Rotasının 5 ayrı durağından biri olan Torbalı'daki Lucien Arkas Bağları'na Kasım ayının başlarında gittik.
Lucien Arkas Bağları, Ana Tanrıça kenti Metropolis topraklarında kurulu Türkiye'nin en büyük tek parsel organik bağı. Göz kamaştırıcı bağ manzarası eşliğinde birbirinden lezzetli yemekler ile unutulmaz anlar yaşadık.
Lucien Arkas Bağları, İzmir Torbalı'da 1168 dönümlük bir arazide Türkiye'nin en büyük tek parsel organik bağı olarak kurulmuş.

6 Kasım 2020 Cuma

 AİZANOİ ... KÜTAHYA'DA BİR ROMALI        (ÇAVDARHİSAR / KÜTAHYA)

24-25 Ekim 2020 tarihlerinde İkitaş Kanyonu (Eğrigöz Köyü - Emet) içinde geçirdiğimiz iki harika günden sonra İzmir'e dönüş yolunda Eğrigöz-Emet-Çavdarhisar-Gediz-Kula-Salihli-Turgutlu-İzmir rotasını seçtim. Aizanoi Antik Kenti tam da yolumuz üzerindeydi..
   Tanrıların, tanrıçaların öykülerinin kuşaktan kuşağa anlatıldığı, geçmişin buğusunun şeffaf bir hayal perdesi gibi sarıp sarmaladığı bir yer Aizanoi... Antik Frigya halklarından Aizanitislerin anayurdu, Bizans döneminde piskoposluk merkezi iken, Roma İmparatorluk döneminde de modern bir kent kimliğine kavuşmuş. Anadolu'nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı'nı barındıran Aizanoi, Kütahya'nın Çavdarhisar İlçesinde, ziyaretçilerine taşların sırrını fısıldamak için bekliyor..
En parlak dönemini 2. ve 3. yüzyılda yaşayan Aizanoi'nin, Bizans döneminde piskoposluk merkezi olmak ve Anadolu'nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı'nı barındırmak gibi bir tarihi değeri var. Ayrıca büyük bir tiyatro ile buna bitişik stadyum, biri mozaikli olmak üzere iki hamam ve gymnasium, Kocaçay Nehri üzerinde iki adedi halen kullanılır durumda olan beş köprü ile antik bir baraj, borsa, sütunlu caddeler, nekropol alanları da bu tarihi değere, arkeolojik değer katıyor.

5 Kasım 2020 Perşembe

 KONT DRAKULA'NIN İZLERİNİ EĞRİGÖZ KALESİ'NDE ARADIK ..    (EMET / KÜTAHYA)

Kazıklı Voyvoda 15.yy da yaşayan, hayatı İrlandalı yazar Brom Stoker'in '' Drakula '' adlı ünlü vampir romanına esin kaynağı olan Eflak (bugünkü Romanya) prensi 3.Vlad, 1456-1462 yılları arasında hükümdarlık yaptı. Transilvanya  Prensi olarak Rumen tarihinde '' Ulusal Kahraman '' olarak görülen 3.Vlad, cezalandırmak istediği kişileri kazığa oturttuğu için Türkler tarafından '' Kazıklı Voyvoda '' olarak tanınıyor. 1461 yılında Osmanlı'lara karşı isyan başlatan 3.Vlad'ın ordusu, Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet'in 1462'de yaptığı seferde yenildi. 3.Vlad, kaçmak istemesine rağmen yakalanarak esir edildi.
Prens 3.Vlad Tapeş, bilinen adıyla Kont Drakula, bir diğer ünvanı ile Kazıklı Voyvoda'nın, Osmanlı İmparatorluğu tarafından Emet İlçesi'nin Eğrigöz Köyü'nde bulunan Eğrigöz Kalesi'nde üç yıl esir tutulduğu rivayet ediliyor..
24-25 Ekim 2020 günlerinde İkitaş Kanyonu içinde geçirdiğimiz 2 çok güzel günün sonlarında kamp yaptığımız alanın hemen üstünde tüm görkemi ile duran Eğrigöz Kalesinde biz de Kont Drakula'nın izlerini aradık..

29 Ekim 2020 Perşembe

 SAİT FAİK'İN PARİS'TEKİ BİLİNMEYEN BEŞ GÜNÜ

Yazar ve gazeteci Naim Tirali'nin 1975 yılında Milliyet Sanat Dergisi'nde yayımlanan ve Sait Faik'in Paris'te geçirdiği beş günü anlatan yazısı..

1951 yılında '' tedavi '' amacıyla Paris'e giden Sait Faik burada ancak beş gün kalarak İstanbul'a dönmüştü ama, bu kısa yolculuğunun bir '' hikaye '' olmadığına kimse inanmak istememişti. Sait Faik'in yakın arkadaşı Naim Tirali, büyük hikayecimizin 21. ölüm yıldönümünde bu olaya ilişkin anılarını anlatıyor.

26 Ekim 2020 Pazartesi

İKİTAŞ KANYONU İÇİNDE 2 GÜN     (EĞRİGÖZ / EMET / KÜTAHYA)

Nehir akıntılarının değişmesi ve suyun devasa kayaları aşındırması ile yüzyıllar süren doğal bir oluşumun sonucu olan 7 km uzunluğundaki İkitaş Kanyonu; kamp kurmak, yürüyüş - kaya tırmanışı yapmak ve fotoğraf çekmek isteyenler için olağanüstü imkanlar sunuyor. 24-25 Ekim 2020 tarihlerinde iki gün süre ile İkitaş Kanyonu'nun içinde bulunduk.
Kütahya İli'nin Emet İlçesi'ne bağlı bir merkez durumundaki Eğrigöz Köyü; Eğrigöz Dağları'nın arasındaki dar ve yüksek bir kanyona hakim, yalçın kayalıklardan oluşan tepeyi, batı tarafındaki tepeye bağlayan eyer biçimindeki bir yükseltinin üzerinde yer alıyor. Kanyonun içinden geçen Eğrigöz Çayı , ileride Emet Çayı ile birleşiyor.
Kanyon; Eğrigöz Köyü ve Kalesinin altından başlayarak Dereli Kaplıcalarına kadar 7 km uzunluğunda devam ediyor. Görülmeye değer bir doğa harikası olan , kuş seslerinin su sesine karıştığı İkitaş Kanyonu'nda doğanın sunduğu tüm güzelliklerin keyfini çıkararak benzersiz bir deneyim yaşadık.
İkitaş Kanyonu'na; İzmir - Salihli - Kula - Gediz - Eski Gediz - Hisarcık - Emet yolundan ulaştık. Eğrigöz Köyü, Emet İlçesi'ne 15 km uzaklıkta bulunuyor.

17 Eylül 2020 Perşembe

 OD URLA / URLA'NIN LEZZETLERİNE YOLCULUK     (URLA / İZMİR)

Od Urla, son günlerde ismini çok duyduğumuz özel bir lezzet durağı. Biz de öğle yemeği yemek için Od Urla'nın yolunu tuttuk. Yol boyunca gördüğümüz üzüm bağları ve zeytin ağaçları bu deneyimde alacağımız tatların habercisi gibiydi.. OD, eski Türkçe'de ateş anlamına geliyor. OD Urla, ismini ve ilhamını ateşe borçlu. 

30 Ağustos 2020 Pazar

'' BİR YAŞAM YOLCULUĞU '' / BİR BAŞUCU KİTABI     (EĞİRDİR / ISPARTA)
2008 yılı yazında yine Eğirdir'deyiz. Eğirdir çarşısında yürürken bir kitapçının camındaki afişte eski Eğirdir görüntüsü ve '' Bir Yaşam Yolculuğu '' yazısı dikkatimi çekti. Kitapçıya girdim, afiş ile ilgili bilgi almak istediğimi söyledim. Afişteki görüntünün bir kitap kapağı olduğunu, yazarının yıllarca Eğirdir'de öğretmenlik yapmış saygın, sevilen bir kişi olduğunu anlattılar. 
Hemen bir kitap satın aldık. Elimizden düşüremediğimiz bu kitabı adeta soluksuz okuduk. Sonrasında bir kaç defa daha okudum. '' Bir Yaşam Yolculuğu '' kitabı benim başucu kitaplarımdan oldu..
   Kitabın yazarı, Recep Bozkurt. Yıllarını ve yüreğini bu ülkenin çocuklarının yetişmesine adamış bir eğitimci. Bir bilge insan..
   1968 yılında askerlik görevi için geldiğinde Eğirdir'le tanışır. 1969 yılında Öğretmen olarak tayini yine Eğirdir'e çıkar. Ve '' Bir Yaşam Yolculuğu '' başlar..
Akpınar Köyü'nde başlayan Öğretmenlik günleri, Pazarköy yılları, Yeşilada'ya atanma ve Yeşilada yılları, 1978 yılında Isparta Eğitim Enstitüsü'nü bitirme ve Akpınar Köyü öğretmenliği ile başlayan öğretmenlik serüveni Ağustos 1982 de Eğirdir Lisesi Müdürlüğü ile daha bir anlam kazanıyor.
Eğirdir doğasına tutkusu, öğrencileriyle ve Eğirdirliler ile olan güzel ilişkiler, çalışma azmi, sosyal yaşama katkıları, çok sevdiği Eğirdir ve öğrencileri için yaşadığı zorluklarla mücadele ve yılmadan çalışma... 
   Anlatmak yeterli değil. '' Bir Yaşam Yolculuğu '' kitabını alın okuyun...
   Recep Bozkurt Öğretmenin kitabını okuduktan sonra her Eğirdir'e gidişimde çok sevdiğim bu ilçeye daha farklı bir göz ile bakmaya başladım. 
Bir projemde ilerleyen günlerde; '' Bir Yaşam Yolculuğu Kitabının izinde Eğirdir '' gezileri ile baştan sona kitabın izinden gitmek.
Samimi, akıcı bir yazımla kaleme alınmış kitap okuyucuyu Eğirdir geçmişinde unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor. Her satırı anlamlı..
Kitaptan etkileyici anlatımla dolu satırlardan örneklerle devam etmek istiyorum..
'' BUZATI '' EĞİRDİR'İN ESKİ KIŞLARINDAN KALAN EĞLENCE..     (EĞİRDİR / ISPARTA)

'' BUZATI '' ENTERTAINMENT FROM THE OLD WINTER OF EĞİRDİR .. (EĞİRDİR / ISPARTA)
'' Gölün pırıltılı yüzeyi ayna gibi önümüzdeydi. Sağdaki yalçın dağdan fırlayan kaya çıkıntısı gölün suyuna dalıyor, küçük şehrin süslü evleri bu kaya parçasını kaplıyor ve suları, kuleleri ve yıkıntılarıyla Alaaddin Kalesi, kayanın tepesini taçlandırıyordu. Daha uzakta, gölün yüzeyinde o iki ada görünüyordu. Küçük olanı sık ormanlarla örtülüydü ve diğerinin üzerindeki iç içe geçmiş Rum evlerinin damlarının arasından Türk camiinin yüksek minaresi fırlıyordu. Birkaç beyaz yelken, bütün Küçükasya'da bir benzeri olmayan ve şimdiye kadar pek bilinmeyen bu harika manzaraya can katıyordu...''

20 Ağustos 2020 Perşembe

TÜRKİYE'NİN MİLLİ PARKLARI BİLİNÇLİ ZİYARETÇİLERİNİ BEKLİYOR.
TURKEY'S NATIONAL PARKS ARE WAITING CONSCIOUS VISITORS
Türkiye'nin eşsiz mirasları olan milli parklar; nadir ekosistemleri, jeolojik yapıları, doğal yaşlı ormanları, nadir bitki ve hayvan türleri, zengin kuş türleri bilinçli doğaseverleri bekliyor.
   Milli Park fikri dünyada ilk olarak ABD'de 1869 yılında ortaya atılıyor. Türkiye'de milli park terimi 1940'lı yılların sonlarına doğru kullanılmaya başlandı ve ilk olarak Yozgat Çamlığı Milli Parkı kuruldu.
Uluslararası Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) Milli Parkları şöyle tanımlıyor: '' Bilimsel ve estetik yönden olağanüstü biyolojik (bitki örtüsü ve yaban hayatı), ekolojik, jeolojik, coğrafi ve benzeri doğal yapısı ve arkeolojik, etnografik, antropolojik, mitolojik, tarih ve benzeri kültürel özellikler ve güzelliklerden bir veya birkaçına sahip; bilimsel, eğitsel, estetik, sportif, eğlence ve dinlenme bakımlarından ulusal ve uluslararası düzeyde öneme sahip en az 1000 hektar genişliğinde, kara ve su alanlarıdır. ''
Tanımda sözü edilen değerler dikkate alındığında Türkiye'nin çok zengin bir coğrafyaya sahip olduğu görülmektedir.
   Doğa yürüyüşleri ve kamplı faaliyetlerimi Milli Parklar içinde yapmak çok keyifli..
Türkiye'de Ağustos 2020 yılında 44 Milli Parkımız bulunuyor. Görüntüleri dahi ilk anda bizi heyecanlandırıyor ve kendilerine çekiyor..
Milli Parklarımızı kısaca tanıyalım.

29 Temmuz 2020 Çarşamba

ŞEHİR KEBAP SALONU - RÜŞTÜ'NÜN YERİ / AYDIN
Aydın benim için özel kentlerdendir. 2003-2010 yılları arasında Aydın'da görev yaptım. Coğrafyasına, insanlarına, kültürüne ayrı bir hayranlık duyarım. Aydın, gidilesi ve kalınası bir şehirdir.
Aydın'da çalışmaya başladığım günlerde Aydınlı bir arkadaşıma Aydın'a özel, yerlilerinin tercih ettiği sembol lezzetleri ve lezzet mekanlarını sorduğumda Rüştü'nün Yeri - Şehir Kebap Salonunu en başta tavsiye etmişti.
   Yaklaşık 60 yıllık bir mekan olan Şehir Kebap Salonu, yani diğer adıyla Rüştü'nün Yeri, Aydın'da Aydın Ticaret Odası Binasının altında yer alan , güzel ve ve nezih bir restorant.
Değişik kebap çeşitlerinin bulunduğu menüde kullandıkları ürünler yörede yetişen doğal ürünler.