SAKIZ ADASI (CHIOS) , SUYUN KARŞI KIYISINDA OLMAK ... ( YUNANİSTAN )

SAKIZ ADASI (CHIOS) , SUYUN KARŞI KIYISINDA OLMAK ... ( YUNANİSTAN )

EFELER YOLU ROTASINDAN YILLAR SONRA MAHMUT DAĞI'NA ÇIKIŞ...
Yakın coğrafyaların uzak, uzak coğrafyaların yakın olmaya başladığı son beş yıllık dönemde, İzmir'in yanı başındaki, ıssız ve yalnız dağı olan Mahmut Dağı'ndan ayrı kaldım. Mahmut Dağı, başka zorlu zirveler öncesinde benim için bir antrenman dağı olmuştur. Önce Bandırma ve sonra ; Siirt, Ankara, Balıkesir de geçen beş yılın sonrasında yeni yaşam yerimiz artık Mahmut Dağı'nın çok yakınında.. Yıllardır yaşamayı hayal ettiğimiz Yukarı Kızılca'ya yerleştik.İZMİR'DE ATATÜRK'ÜN İZİNDE... VE BİR RÜZGAR HIZINDA ANILAR ...
![]() |
'' VAFTİZCİ MUSA '', WAIDHOFEN - YBBS / AVUSTURYA'DAN HATIRALAR BIRAKARAK BU DÜNYA'DAN GEÇTİ GİTTİ ...
'' VAFTİZCİ MUSA '' adıyla 2017 yılı sonlarında tanıştım. Bisiklet ve spor aktiviteleri ile ilgili Youtube'da gezinirken kanalına rastladım. Avusturya'da eski bir demiryolu hattının bisiklet parkuruna çevrilmiş yolunda muhteşem bir doğa içinde bisiklete biniyordu. Doğallığı, samimiyeti ile uzun yıllardır uğraştığı vücut geliştirme sporu ile ilgili de videolarında takipçilerine doğru bilgiler veriyordu. Ara sıra takip ettim kendisini. İlgi duyduğum Avusturya ve yaşam ile ilgili de ilginç bilgiler ve görüntüler vardı kanalında. Son zamanlarda takip edemedim. Kanalına girdiğimde, uzun zamandır yeni yayın paylaşmadığını da fark ettim. Ve öğrendim ki : 1983 yılında Bakırköy / İstanbul'da başlayan yaşamı, 11.10.2021 tarihinde Covid nedeniyle Waidhofen / Avusturya'da henüz 38 yaşında iken son buluyor. Youtube' daki kanalına verdiği isimle '' Vaftizci Musa '' ancak gerçek ismiyle '' Mehmet Olcay Dağlı '' geldi ve geçti bu dünyadan. Onun yaşam yolculuğundan çok şeyler çıkardım ve öğrendim. Hepimiz gibi sıradan insanların yaşamından bile alınabilecek dersler, tecrübeler vardır. İlginizi çekerse, Vaftizci Musa'yı ya da gerçek adıyla Mehmet Olcay Dağlı'yı tanıyamaya ne dersiniz ?MUTLU İNSANLAR KENTİ KIRKLARELİ VE İĞNEADA LONGOZ ORMANLARINDA OLMAK...
Metropol yaşamından uzak, '' mutlu insanlar kenti '' sloganı ile özdeşleşen Kırklareli, Türkiye'nin en huzurlu ve güvenli kentleri arasında yer alıyor. Haritada, Trakya Bölgesinin en kuzey batısında yer alan Kırklareli yakın gibi görünse de bizim için uzaklarda olan bir kent gibiydi. İlkokul yıllarından, hepimizin aklında kalan haliyle Kırklareli; Karadenizi, Kuzey Ormanlarını, Istranca Dağlarını ya da Yıldız Dağlarını anımsatır. Bir gün oralarda olacağız derken onca yıl geçti ve nihayet 2023 yılı Temmuz ayında gözümüzün hep önündeki uzak kente gittik. Orada olmanın keyfi kadar oraya ulaştıran yol da bir o kadar keyifliydi. Kırklareli; tarihi, eşsiz lezzetleri, gülen yüzlü mutlu insanları, Trakya'nın saklı cenneti İğneada Longozu, masalsı dağları Istrancaları ile bağımlılık yapacak türden bir bölge...ANKARA'DA 90' LI YILLARIN İZİNİ SÜRMEK ...
Her şeyin başladığı yer olan T.K.İ (Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü) önünden Ankara'da 90 lı yılların izini sürmeye başlıyorum. Yıllardan sonra yeniden Ankara'dayım. Geriye dönüp baktığımda, Ankara benim için başlangıçları hatırlatıyor. Yıllar önce yaşamımı değiştiren Hakkari'ye ve daha da ötesine gidişim, dönüşüm... Çalışma yıllarıma başlangıcım ve başka başlangıçları. Yıldız Üniversitesi'nden mezun oldum. Rahmetli babam ile birlikte işe giriş işlemleri için Tavşanlı'dan Haziran 1990 da tren ile Tavşanlı'dan Ankara'ya geldik. O zaman tren Ankara yolculuklarımızın gözde ulaşım aracıydı. Belki de bu nedenledir, Ankara'ya her gelişim bana Ankara tren garına gelişlerimizi de hatırlatır... Daha sonra Hakkari'ye gidişim, Hakkari'den dönüşüm... Hep yanımda babam vardı. Ankara anılarımın çoğunda babam vardır. 90 'ların Ankara'sında babamla gittiğimiz, gezdiğimiz yerler. Çok daha sonraları babamın tedavi süreçlerinde yine beraber Ankara'ya geliş, gidişlerimiz...
SİİRT GÜNLERİM ... DOSTLARIM ... GÜZELLİKLER ...
1990 yılında başladığım çalışma yaşamımda, devlet ve özel sektördeki deneyimlerden sonra 2020 yılında emekli oldum. Tam 30 yıl ... Bundan sonra; aileme, arkadaşlarıma, dağlara, yürüyüşlere, bisiklete, gezilere, edebiyata daha fazla zaman ayırabilecektim. İzmir'de emeklilik günlerim tam da istediğim gibi geçiyordu ki : Değer verdiğim bir İK Yöneticisi : '' Çok önemli bir projede Siirt'te bizimle beraber olur musunuz ? '' diyene kadar. Doğuya olan 30 yıllık özlem, projenin ülkemiz için önemi, teklifi getiren arkadaşımın benim için önemi derken ailem ile yaptığım değerlendirmenin sonunda '' evet '' dedim. İstanbul'da görüşmeler den sonra imzalar atıldı. Hiç unutmayacağım bir Pazar günü öğlenden sonra İzmir'den uçakla Batman'a yolculuğum başladı. Batman, bundan sonra İzmir-Siirt arasında seyahatlerimde '' gitmelerimin gelmelerimin kapısı '' oldu... Batman'da havaalanı çıkışında beni karşılayan ve araçla Siirt'e götürecek ilk dostlar, Kerem ve Eser ile tanıştım. Batman-Siirt arası 90 km. Doğu da erken kararan hava nedeniyle yolda hiç bir şey göremedim. Nasıl bir coğrafyaya geldiğim hakkında çok fazla bilgim yok. Unutamayacağım bir şehir olan Siirt de, dostlarla ve dostluklar kurarak, bu önemli projedeki görevime odaklanarak, gece gündüz demeden çok severek çalışarak, Siirt ve çevresindeki geniş ve masalsı coğrafyayı keşfederek, farklı kültürleri tanıyarak, lezzet yolculukları yaparak tam 2 yıl nasıl da geçti. Benim için dönüm noktalarından biri olan Siirtli günlerimde uzun bir yolculuğa ne dersiniz ..?FLEXI İLE DOĞADA DAHA UZUN MESAFELERE MERHABA...
'' Hayat bisiklet binmek gibidir. Dengede kalmak için, hareket etmeye devam etmen gerekir '' der Albert Einstein. Doğada uzun mesafeler yürümek benim için bir tutku. Zamanı daha iyi değerlendirip bu mesafeleri nasıl daha çok arttırabilirim diye düşünürüm. Bisiklet kullanarak uzun mesafeleri katetmek en iyi yollardan biri. Kamplı turlar yapmak için hedefim, Tur bisikleti almaktı. Ancak başlangıç için özellikle şehir içi kullanıma uygunluğu, araç bagajlarına girebilmesi, toplu taşıma araçlarına alınması, eve ve işyerlerine kolayca taşınabilmesi gibi özellikleri nedeniyle Katlanabilir Bisiklet (Folding Bike) almaya karar verdim. Bisiklet sitelerini, Youtube kanalarını izledim, bisiklet tutkunu dostlarım ile görüştüm. Marka ve model tercihim ; Carraro Flexi 121 D 21V MD oldu. 21 vitesli ve mekanik disk frene sahip olması Carraro Flexi 121'i kamplı doğa turlarına da uygun hale getiriyor.İZMİR'DEN ÖDEMİŞ'İN LEZZETLERİNE DAĞLARDAN GİDEN YOL...
Cumhuriyet öncesi 1913 yılında Balkanlardan kopup kendi topraklarına dönüş yapan insanların yaşadığı, Rumeli'den uzanan köylerin içinden zirvelerden Ödemiş'e gitmeye ne dersiniz ? Ana yolların dışında, doğanın içinden ilerleyen yollar beni hep kendilerine çektiler. Fırsat bulduğumda, eğer zaman sınırı da yoksa hep rotalarımı bu alternatif yollardan planladım. İzmir'in deniz tatili beldelerinden başımızı doğuya çevirip ezber bozma zamanımızın geldiğini hissettiğimizde Ödemiş, Tire ve Bayındır taraflarına kaçıveririz. Ödemiş'in dillere destan tarihi Cumartesi Pazarını, Türkiye'nin en güzel köylerinden biri olan Birgi'yi, fotoğrafçıların gözdesi hayalet köy Lübbey'i, Bozdağı, Gölcük Gölü ve Yaylasını görmek, Töngül Pidesi, Ödemiş Kebap ve Kar Helvası gibi eşsiz lezzetlerini tatmak için kesinlikle buna değer.MATTHEYS KÖŞKÜ... BORNOVA'NIN GÜZELLİKLERİ... (İZMİR)
Bornova'nın hem tarihi hem mimarisiyle öne çıkan köşklerinden biri olan Mattheys Köşkü uzun restorasyon sürecinden sonra açıldı. İki asırlık köşkü, aslına sadık kalınarak restore edilerek İzmir'e yeni bir sanat ve deneyim merkezi kazandıran Arkas, Arkas Sanat Bornova Arkas Halı Koleksiyonu'nu '' 16. -19. Yüzyıl Anadolu Halıları '' sergisiyle sanatseverlerle buluşturdu. Yıllardır Bornova'da önünden geçtiğimiz, yüksek dış duvarları ardındaki dünyayı merak ettiğimiz Mattheys Köşkü'nün anlamlı açılış gününde oradaydık.Tarihinde Atatürk'ü ağırlayan, o dönemki ev sahibi Hortense Wood'un kendi deyimiyle cumhuriyetin geleceğinin konuşulduğu Mattheys Köşkü, Cumhuriyet'in 100. yılında yeniden hayat buldu. Arkas'ın '' Geçmişimizi Hatırlamak '' vizyonuyla kapılarını yeniden açtı.ANITKABİR' DE OLMAK ... TÜRKİYE'NİN KALBİNDE BİR GÜN (ANKARA)
Hafta içi bir günde, sabah ilk açıldığı anda geldim Anıtkabir'e ... T.C. Genelkurmay Başkanlığı'nın hazırlamış olduğu ve yıllar önce Anıtkabir Müzesi'nden aldığım '' Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi '' kitabı eşliğinde gezdim Anıtkabir'i. Açılışından kapanışına kadar, dolu dolu bir tam günde. Görmediğim ve adım atmadığım bir yerinin kalmaması düşüncesinin verdiği heyecanla...ŞEMDİNLİ... UZAKLARIN EN BİRİNCİSİNİN KIŞINA TANIK OLMAK (ŞEMDİNLİ / HAKKARİ)
Kar her kente, her köye yağar da her yerde böyle bir manzaraya dönüşmez. Görselliği olağan üstü kılan kar giyinmiş doğa ve yapraklarından soyunmuş ağaçlar. İnsanı düşünmeye, hayal kurmaya zorlayan bir manzara. İnsan mı gider, yollar mı götürür ? Beni Şemdinli'ye götüren; Biraz düş, biraz hayal ve özlem. En çok da gerçek... Gerçek yaşamı yeniden görmek, yaşamak isteği.ANKARA'DA CİNNAH YOKUŞU YÜRÜYÜŞLERİ... VE CİNNAH 19 HİKAYESİ...
Yıllar önce bir mimari yayında, Ankara'da Cumhuriyet'in ilk yıllarında yapılan özgün binalar ile ilgili bir makaleyi okurken '' Cinnah 19 '' isimli yapı dikkatimi çekmişti. Yıllar sonra Ankara'ya geldiğimde, Cinnah Yokuşu'nu yürüyerek çıkmayı ve bu binayı bulmaya karar verdim. Gittiğimiz yerlerde ve hatta yaşadığımız kentte, yürüdüğümüz sokaklarda belki de yanından geçtiğimiz ve hiçbirimizin fark etmediği öyle yapılar ve bu yapıların o kadar etkileyici hikayeleri var ki... Üzerinden yıllar geçtikten ve tanıkları da bu hayattan ayrıldıktan sonra tarihte yerlerini alıveriyorlar. Bu türden yapılar, kentlerin hafızaları ve dönemlerinin tanıkları... Geçmişle kurduğumuz ilişkide artan bir şekilde hissettiğimiz yabancılaşma duygusu, yüzyılın karakteristik özelliklerinden biri olan sürekli değişimin bir sonucu. Öncesi ve sonrası olmayan gelip geçici şeylerle özdeşlik kurmaya çalışırken geçmişle kurduğumuz bağı yitiriyoruz. Oysa zamanda ve elbette mekanda bir yer edinmeye; geçmişle, geçmişimizle bağ kurmaya ihtiyacımız var. Neyse ki, geçmiş bir şekliyle bugüne izler bırakıyor. İster belge ister kurum isterse yapı olsun geçmiş ''arşiv'' ler olarak bugüne kalıyor. Bu ilginç hikayeyi geçmişteki yerinden çıkarmak için 1957 yılına gidelim. Projesi mimar '' Nejat Ersin '' tarafından çizilen binanın yapımına 1954 yılında başlanmış ve üç yılda tamamlanmış. İnşa edildiği dönemin en başarılı modern mimari örneklerinden birisi kabul edilen bina, sık sık Fransız mimar '' Le Corbusier'in '' ünlü yapıtı '' Unite d'Habitation ile kıyaslanıyor. Tasarımında kullanılan üslup bakımından da '' Oscar Niemeyer '' , '' Lucio Costa '' ve ''Durrel Stone '' gibi önemli modernist mimarların eserleriyle benzerlikler taşıdığı kabul ediliyor.