Sayfalar

26 Haziran 2021 Cumartesi

 YÜKSEK RUHLARIN YERİ : TİLLO  / IŞIK HADİSESİ     (TİLLO / SİİRT)

'' Yeni yılda doğan güneş ilk olarak hocamın baş ucunu aydınlatmazsa, ben o güneşi istemem '' diyen bilim insanı İbrahim Hakkı'nın yaşadığı, Süryanice anlamı  '' Yüksek Ruhlar '' olan Tillo , birçok özelliği ile gitmekten ve bulunmaktan keyif aldığım bir İlçe..
Tillo'da 257 yıl önce İbrahim Hakkı Hazretleri'nin yaptırdığı ışık düzeneğiyle güneşin ilk ışınlarının hocası İsmail Fakirullah'ın başucunu aydınlatması hadisesi törenlerle her yıl izleniyor..
Tillo'da 40 bin evliyanın mezarı olduğu söyleniyor. İlçe'de 25 türbe var. Doğal olarak Tillo' da yaşayan herkes şeyh torunu... 
Bir yanda Osmanlı'nın izleri, Selçuklu'ların damgası, öte yanda Arap esintileri. Her sokağında ayrı bir uygarlık kalıntısı.
İbrahim Hakkı Hazretleri'nin hocası için yaptırdığı ve kendisinin de içinde hocasının ayak ucuna defnedilmeyi vasiyet ettiği astronomi ve mimari bilim harikası türbenin yanısıra 8 köşeli ve 10 metre yüksekliğinde bir kule yapar. Bu türbenin tam doğusuna, gördüğümüz duvarı harçsız taşlarla inşa eder.
Tillo'nun konumunu fark eden alim, o gün, dünyanın başka hiçbir yerinde gerçekleşmesi mümkün olmayan astronomi olayını elindeki imkanlarla kusursuz hayata geçirmiş. Kim bilir belki de Tillo'yu '' dünyanın merkezi '' olarak tanımlamasında  bu özel hesap yatıyordu...

20 Haziran 2021 Pazar

 VAN KAHVALTISI'NIN ELÇİSİ   '' SÜTÇÜ KENAN ''     (VAN)

Van Gölü havzasına yaptığımız gezide Akdamar Adası'nda, Tatvan'da, Gevaş'da, Edremit'de ; yörenin insanlarına Van'da en iyi Van kahvaltısını nerede yapabileceğimizi sorduğumda açık farkla '' Sütçü Kenan '' tavsiye edildi. Öğlene kadar Akdamar Adası'nda badem çiçekleri arasında ada gezisi yaptığımız için kahvaltı için geç bir saatte 12.30 gibi Van merkezde Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan '' Kahvaltıcılar Sokağı'na '' gelebildik. Van'da kahvaltı '' Sütçü '' adı altında başlamış hala da öyle devam ediyor. Kahvaltı günün ilk ışıklarıyla 05.00 da başlıyor.

Van kahvaltısı, masamızda yer kalmayacak şekilde yerini almaya başladığında Kenan Bey nezih bir yaklaşımla hoş geldiniz dedi. Ve tamamı yöresel ürünler olan kahvaltının lezzetlerini ayrı ayrı yörelerini, özelliklerini, hazırlanışlarını anlattı.  Kenan Bey; Van'a gelen her konuğu en güzel şekilde ağırlamak ve Van'ın değerine katkı sunmaya çalıştığını, İşletme olarak tek amaçlarının insanları kazanmak olduğunu söyledi.

18 Haziran 2021 Cuma

     ORADAKİ UZAK İLÇE ERUH      (SİİRT)

Oradaki uzak ilçelerden Pervari'den sonra benim için uzaklardakilerin ikincisi Eruh'a da bir Pazar günü yola çıktık. Siirt'den 1.5 saat süren bu yolculukta kendine özgü güzellikleriyle Eruh coğrafyasını keşfettik.
Eruh'a 15 km kalmışken '' Zorava '' ya ulaştık.
Kuşdalı Köyü, Tatlıpınar mezrası yakınındaki kaynaktan çıkan Zorava Çayı, Botan Nehri'nin kollarından. Birden önümüze çıkan Zorava Köprübaşı'nda durduk. Dağlardan eriyen kar suları ve tertemiz suyu ile Zorava Çayı beni yüzmeye davet ediyordu.. Ben bu berrak ve soğuk sularda yüzemedim ama bu çayın tadını çıkaranlar elbette vardı..

12 Haziran 2021 Cumartesi

 ÇOK UZAKLARDAKİ GÜZELLİKLER -  PERVARİ    (SİİRT)

Orada bir İlçe var uzakta.. sözünü duyduğumda Şemdinli, Pervari, Eruh aklıma gelir hep. Siirt' de olduğum bu günlerde her sabah ve akşam aynı yere gidip dönerken '' Pervari 80 km '' yol tabelasını görüyorum.
Uzaklardan biri olan Pervari'ye bu kadar yakın olunca hafta sonu tabelanın gösterdiği yöne doğru yola çıktık. 
Pervari'ye ulaştıktan sonra, daha uzaklara doğru Pervari'nin o çok dik dağından kıvrılarak inen ünlü ve tehlikeli zik zaklı yolunu görmek ve daha bir çok aktivite planım var.
Yola çıktıktan 20 km sonra Şirvan İlçesi ayrımına geldik. Yola öğlen çıkmıştık ve doğu da güneş daha erken battığından gün ışığında daha çok yer görmek için Şirvan'ı tanıma gezisini daha sonra yapmaya karar verdik. Yol da ilerledikçe yükseltiler artmaya ufukta gördüğümüz dağlar yakın olmaya başladılar. Geçitlerden, göllerden, nehirlerden geçtik. Sık sık mola vererek bu uzak coğrafyanın güzelliklerini seyrettik.

25 Nisan 2021 Pazar

 AKDAMAR ADASI'NDA BADEM  ÇİÇEKLERİ ARASINDA    (VAN)

Bu coğrafyaya ilk ayak bastığımda kendimi adeta büyülü bir ortamda hissettim. Öyle bir coğrafya ki etkilenmemek mümkün değil.
Bir başka diyara gittik Nisan ayı başında. Hayal etmek güzeldir ama asla yaşamanın kendisi değil..
Bilemezdim; Badem ağacı çiçeklerinin açtığı ve kokuların baş döndürdüğü, Ağrı, Nemrut, Süphan, Artos, İhtiyar Şahap Dağları'ndan gelen rüzgarların sarmaladığı bu dünyanın bu kadar güzel olduğunu.

8 Nisan 2021 Perşembe

 DELİKLİ KOYA ÇIKIP GİDİVERMEK ...  ALAÇATI / İZMİR

Çıkıp gidivermek...

Bazen bir filme, bazen sevdiğim müziğe doğru, bazen kitaplara.

Ama daha çok; hesapsız, plansız, öncesiz, sonrasız, öylesine çıkıp gidivermek...

Dağlara, göllere, nehirlere, her yıl, her mevsim başka anların, başka başka zamanların yaşandığı yerlere...

Çıkıp gidilesi yerlere...

Delikli Koy'da öyle yerlerden benim için...
En çok da sonbahar aylarında ya da kışın, bahar başlarında ve sabah güneş doğarken, batarken orada bulunmak..
Sakin, sessiz ve huzurlu yer arayanların son keşif yerlerinden. Sessizliği ve sakinliği belki de pek çok plaja göre soğuk, çakıl kaplı plajı ve denizinden..
Koyu özel kılan deniz içerisinde oluşan doğal kayalıklar. Adı da bu doğal oluşum sonucu ortaya çıkan kayaların oyuklarından geliyor. Bu kayaların ortasında oluşan oyuklardan denize girmek için tercih ediliyor.

14 Ocak 2021 Perşembe

 BURGAZADA SEVGİLİM ...

'' Bir gün doğup büyüdüğüm topraklardan ayrılmak zorunda kalsaydım, vatan diye en çok yüreğim sızlayarak özleyeceğim yer Burgazada olurdu. Benim için Burgaz vatandır. Ben daha küçücük bir çocukken, ailece aşık olduk ona. Önce babam, sonra her birimiz tek tek kendimizce... Ve hiç bitmedi bu aşk.

   Taşını toprağını, kumunu çakılını, ağacını çalısını, börtüsünü böceğini sevdim onun. Ki hiç zor değil... Bir tek gün kalmak yeter.

   Ben büyüdükçe, onun da değişmesini izledim. Burgaz, eski Burgaz değil artık. Değişen dünyaya ayak uyduruyor. Hala onu her gören sevdalanıyor ama... Ah siz onu eskiden görmeliydiniz. Havasını solumalıydınız. Bir şey vardı onda, insanı sarıp sarmalayan, huzur veren ve de eşitleyen. '' 

1950 li yılların başında daha küçük bir çocukken yaz aylarının başlarında Burgazada'ya ailesi ile gelip, kiraladıkları evde Burgazada'da bir yaz geçiren '' Bercuhi Berberyan ( Tatiana ) '' ve ailesi için Burgazada artık tutku derecesinde sevdikleri adaları olmuş..

Bercuhi Berberyan'ın '' Burgazada Sevgilim ... '' kitabının daha önsözündeki ifadeleri beni kitabın içine alıverdi... Benim de çok sevdiğim Burgazada ile ilgili bu giriş sözlerinin etkisi, kitabın her bölümünde ve her sayfasında devam etti. Kitabı elimden düşürmeden kısa sürede okudum ve hatta bitmesine üzüldüm..

Hayranı olduğum Burgazada'nın; yakın tarihi, mekanları, insanları, adanın eski insanlarının hoşgörülü ve sımsıcak yaşamları ile ilgili bir çok bilgiye sahip oldum. Burgazada ile bundan sonraki buluşmalarımda Bercuhi Berberyan'ın gözü ile de bakmaya çalışacağım...

Bercuhi Berberyan'ın Burgazada'sında etkileyici bir yolculuğa çıkabilmek için bu kitabı okumalısınız..

Önsözden devam ederek ve kitabın bazı bölümlerinden kısa alıntılar ile bu çok özel kitabı ve yaşam yolcuğunu sizler ile paylaşma gereği duydum..

'' ... Biz Burgazlı olduğumuz için sırf; mutlu bir çocukluk geçirdik. Yeni yetme Burgazlılar bu duyguyu bilmezler. Yaşıtlarım anladılar. Geriye dönüp baktığımızda bizi gülümsetmeyen tek bir anımız bile yok, biz eski adalıların. Olaylar, insanlar, ilişkiler, yaşananlar hep güzel, keyifli... Acılar bile yürek ısıtarak gülümseten...

   Yıllar geçtikçe, çağa ayak uydurdukça ada, unutuluyor eski güzellikler ve anılardan siliniyor renkler. Biz o eski günleri yaşamış, geçişi izlemiş ve bu günü yaşamakta olanlar yani arada kalanlar, renkler hepten yok olmadan dünü güne bağlamaya çalışmalıyız. Gördüklerimizi, yaşadıklarımızı kaydetmeliyiz.

   '' Haydi, bir ucundan da ben tutayım bari '' diyerek oturdum masamın başına. Adaya ilk ayak bastığım günden başladım. Anılarımı bir bir çıkardım belleğimin köşesinde bucağında saklandıkları yerlerden. Kimi sıralı ve düzenli geldi yerleşti satırlara, kimi rast gele fışkırdı zamansız. Özünde, özgür bıraktım hepsini. Süslemedim de ...
   Bir anılar kitabı oluştu az buçuk tarih kokan, arka fonda Burgazada... Başkahramanı da babam oluverdi kendiliğinden. Tanıdığım en büyük Burgazada aşığı... Ölümüne kadar vazgeçmedi sevdasından. Zor oldu benim için, onun sağlığında keyifle başladığım kitabı ölümünden sonra hüzünle tamamlamak.

27 Aralık 2020 Pazar

KEKLİKTEPE'DEN URLA'NIN DENİZİNE ARKAS SANAT'DAN BAKMAK   (URLA/İZMİR)

Ormanın ve zeytin ağaçlarının arasından Kekliktepe'ye çıkıyoruz. Arkamızda Urla'nın lacivert denizi.. Beyaz ve modern mimarisiyle Antik Yunan Dönemi tapınaklarını andıran büyük bir yapı karşımıza çıkıyor.

18 Aralık 2020 Cuma

 SAİT FAİK'LE HAYAT, OH NE RAHAT !

Mutluluğu aramak bazen cesur adımlar gerektirir. Etiketleri bir kenara bırakabilecek miyiz ? Bizden beklenen kişi olmak yerine kendi istediğimiz kişi olmak, topluma uymayı bir erdem kabul etsek de, bazen kendi bildiğimiz hayatı yaşamak daha iyi gelmez mi ? Çoğumuz evden işe akıp giden rutin hayattan şikayetçiyiz. Oysaki şehir sadece otobüsün camından izlenen bir film değil. Bazen iki durak önce inip biraz hayata karışmayı, insanları tanımayı ve gözlemlemeyi denemeliyiz. Bunu başaranlardan biri Cumhuriyet döneminin en önemli hikayecisi kabul edilen Sait Faik Abasıyanık... Sait Faik'in yaşamından küçük kesitler belki bize biraz yol gösterebilir.
1 - Sait Faik'e göre hayat  '' Balık tutmak, kahvede oturmak, yanımda çok sevdiğim köpeğim, insan tanımak, Beyoğlu'nda bir aşağı bir yukarı dolaşmak, hikaye yazmak, velhasıl hiçbir şeye bağlanmadan avare gezmek bütün gün. İşte ben böyle bir hayattan zevk alırım, buna yaşamak derim. ''

17 Aralık 2020 Perşembe

 CERENİMİZİN BİNİCİLİK SERÜVENİ

'' Binicilik geleneksel tanımıyla; İnsan ve Hayvanın birlikte yaptığı tek spor dalı olarak ifade edilebilir. Binicilik sporu benim hayatımda zaman planlaması yapmamda, atacağım bir sonraki adımı önceden planlamamda ve pratiğin önemini kavramamda büyük bir öğretici olmuştur. Atın üzerindeyken, o anda olabilmenin önemi kimi zaman hayati bir önem taşımaktadır. At ile senkronize bir şekilde hareket etmediğinizde reflekslerinizde gereken anlarda devreye giremez ve kazalar yaşanabilir.
Tüm bu anlattıklarıma genel olarak baktığımızda bu sporun; disiplin kazandırdığı, çoğu insanın eğitimlere katılarak hayatında uygulamaya çalıştığı odaklanma veya meditasyon pratiklerini de antrenman saatleri içinde yaşattığı yadsınamaz bir gerçektir.
   Atınız ile ortak bir noktada anlaşabilmek, günlük hayatta diğer insanlarla kurduğunuz  iletişimden daha farklıdır. Konuşarak iletişim sağlayan canlılar olarak bizler, kendimizi atımıza anlatmak için öncelikle bedenimizi daha sonra da çeşitli uyarıcıları kullanırız. Bu noktada en önemli husus; acı hissi ile değil, doğru ve yerinde yönlendirmeler ile atımızı harekete geçirmektir. Tüm bu bileşenler uyum halinde olduğunda ise atımız artık bizim el ve ayaklarımız haline gelir.
Uyguladığımız yönlendirmeyi zihinsel kararlarımız da biz sağlarken vücudumuz atımızdır. ''
    Cerenim böyle ifade ediyor yıllardır içinde olan at sevgisini ve atlara olan tutkulu bağlılığını...
Bu sevgi, 2015 yılında İzmir de Ege Atlı Spor Kulübü ile tanışması,  yoğun ve disiplinli çalışmalara başlaması onu atlar ile ifadelerinde olduğu gibi farklı dünyalara götürdü. 
Ege Atlı Spor Kulübü başlangıç için iyi bir tercih oldu. Şehirden uzak ve Menderes ilçesine yakın ormanın içinde konumu ve özel eğitilmiş sağlıklı, bakımlı kulüp atları ile Ulusal ve Uluslararası tecrübeye sahip geniş eğitmen kadrosuyla her seviye binicilik ve at eğitimi veren özel bir tesis..

7 Aralık 2020 Pazartesi

İSTANBUL'A BOĞAZ'DAN BAKMAK / LOOKING AT ISTANBUL FROM THE BOSPHORUS

'' Dünyaya bir kez bakma imkanın olacaksa sadece İstanbul'dan bak '' diye ifade etmiş Alphonse de Lamartine..

'' Tüm şehirler ölümlüdür İstanbul hariç '' demiş Gyllius..

Napolyon ; '' Dünya bir tek ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu '' olarak ifade etmiş.

Bizanslılar ise; yüzyıllar önce İstanbul'u ikiye ayıran suya '' Dünyanın Kolyesi '' ismini vermişler. 

İstanbul'u ziyaret edenler için Boğaz gezisi mutlaka yapılması gereken bir etkinlik. Boğaz'ın güzelliklerini tarihi yapılarını denizden keşfederken, aynı zamanda deniz havası solumak müthiş bir atmosfer oluşturuyor.

İstanbul'u boğazdan seyretmek için teknenin hareketini beklerken Aydın Hatipoğlu'nun dizeleri aklımda...

''Bir vapur kalkar İstanbul'dan her yanı İstanbul olan bir vapur''

12 Kasım 2020 Perşembe

 LUCİEN ARKAS BAĞLARI GEZİSİ / LA MAHZEN RESTAURANT    (TORBALI / İZMİR)

Sonbahar genellikle hüznü ve sonları çağrıştırsa da aslında renklerin, bereketin ve ektiğini biçmenin mevsimi..
İzmir Bağ Rotasının 5 ayrı durağından biri olan Torbalı'daki Lucien Arkas Bağları'na Kasım ayının başlarında gittik.
Lucien Arkas Bağları, Ana Tanrıça kenti Metropolis topraklarında kurulu Türkiye'nin en büyük tek parsel organik bağı. Göz kamaştırıcı bağ manzarası eşliğinde birbirinden lezzetli yemekler ile unutulmaz anlar yaşadık.
Lucien Arkas Bağları, İzmir Torbalı'da 1168 dönümlük bir arazide Türkiye'nin en büyük tek parsel organik bağı olarak kurulmuş.

6 Kasım 2020 Cuma

 AİZANOİ ... KÜTAHYA'DA BİR ROMALI        (ÇAVDARHİSAR / KÜTAHYA)

24-25 Ekim 2020 tarihlerinde İkitaş Kanyonu (Eğrigöz Köyü - Emet) içinde geçirdiğimiz iki harika günden sonra İzmir'e dönüş yolunda Eğrigöz-Emet-Çavdarhisar-Gediz-Kula-Salihli-Turgutlu-İzmir rotasını seçtim. Aizanoi Antik Kenti tam da yolumuz üzerindeydi..
   Tanrıların, tanrıçaların öykülerinin kuşaktan kuşağa anlatıldığı, geçmişin buğusunun şeffaf bir hayal perdesi gibi sarıp sarmaladığı bir yer Aizanoi... Antik Frigya halklarından Aizanitislerin anayurdu, Bizans döneminde piskoposluk merkezi iken, Roma İmparatorluk döneminde de modern bir kent kimliğine kavuşmuş. Anadolu'nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı'nı barındıran Aizanoi, Kütahya'nın Çavdarhisar İlçesinde, ziyaretçilerine taşların sırrını fısıldamak için bekliyor..
En parlak dönemini 2. ve 3. yüzyılda yaşayan Aizanoi'nin, Bizans döneminde piskoposluk merkezi olmak ve Anadolu'nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı'nı barındırmak gibi bir tarihi değeri var. Ayrıca büyük bir tiyatro ile buna bitişik stadyum, biri mozaikli olmak üzere iki hamam ve gymnasium, Kocaçay Nehri üzerinde iki adedi halen kullanılır durumda olan beş köprü ile antik bir baraj, borsa, sütunlu caddeler, nekropol alanları da bu tarihi değere, arkeolojik değer katıyor.

5 Kasım 2020 Perşembe

 KONT DRAKULA'NIN İZLERİNİ EĞRİGÖZ KALESİ'NDE ARADIK ..    (EMET / KÜTAHYA)

Kazıklı Voyvoda 15.yy da yaşayan, hayatı İrlandalı yazar Brom Stoker'in '' Drakula '' adlı ünlü vampir romanına esin kaynağı olan Eflak (bugünkü Romanya) prensi 3.Vlad, 1456-1462 yılları arasında hükümdarlık yaptı. Transilvanya  Prensi olarak Rumen tarihinde '' Ulusal Kahraman '' olarak görülen 3.Vlad, cezalandırmak istediği kişileri kazığa oturttuğu için Türkler tarafından '' Kazıklı Voyvoda '' olarak tanınıyor. 1461 yılında Osmanlı'lara karşı isyan başlatan 3.Vlad'ın ordusu, Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet'in 1462'de yaptığı seferde yenildi. 3.Vlad, kaçmak istemesine rağmen yakalanarak esir edildi.
Prens 3.Vlad Tapeş, bilinen adıyla Kont Drakula, bir diğer ünvanı ile Kazıklı Voyvoda'nın, Osmanlı İmparatorluğu tarafından Emet İlçesi'nin Eğrigöz Köyü'nde bulunan Eğrigöz Kalesi'nde üç yıl esir tutulduğu rivayet ediliyor..
24-25 Ekim 2020 günlerinde İkitaş Kanyonu içinde geçirdiğimiz 2 çok güzel günün sonlarında kamp yaptığımız alanın hemen üstünde tüm görkemi ile duran Eğrigöz Kalesinde biz de Kont Drakula'nın izlerini aradık..

29 Ekim 2020 Perşembe

 SAİT FAİK'İN PARİS'TEKİ BİLİNMEYEN BEŞ GÜNÜ

Yazar ve gazeteci Naim Tirali'nin 1975 yılında Milliyet Sanat Dergisi'nde yayımlanan ve Sait Faik'in Paris'te geçirdiği beş günü anlatan yazısı..

1951 yılında '' tedavi '' amacıyla Paris'e giden Sait Faik burada ancak beş gün kalarak İstanbul'a dönmüştü ama, bu kısa yolculuğunun bir '' hikaye '' olmadığına kimse inanmak istememişti. Sait Faik'in yakın arkadaşı Naim Tirali, büyük hikayecimizin 21. ölüm yıldönümünde bu olaya ilişkin anılarını anlatıyor.