BODRUM YARIMADASI'NI BİR BAŞTAN BİR BAŞA GEZMEK 3 ... (AKYARLAR - BİTEZ - GÜMBET) (KARAVAN GÜNLÜKLERİ) (BODRUM / MUĞLA)
Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.
Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.
Başım sükutu öğüten
Uçsuz, bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim...
Turgutreis'ten akşam yola çıktım, Akyarlar'a geldim. Yol planım; Akyarlar - Bitez - Gümbet . Hava karardığı için pek bir şey görünmüyor. Sahile yakın bir aralığa karavanı park ettim. Sabah uyanıp pencereden manzarayı gördüğümde '' Ahmet Hamdi Tanpınar '' ın '' Ne İçindeyim Zamanın '' şiiri aklıma geldi. Dizelerini mırıldandım. İfadeler duruma o kadar uyuyor ki ...
Birkaç adım ile denizin kıyısındayım. Akyarlar'ın sahilinde çocukluk ve gençlik yıllarından bu yana çok sevdiğim dev sanatçının yazlık evi olduğunu duymuştum. Ancak gece bu kadar yakınında kaldığımı bilmiyordum. Kumsalda sola dönüp, 30 - 40 metre ilerlediğimde bu mütevazi taş ev ile karşılaştım.Burası Tarık Akan'ın yazlık evi...
Tarık Akan bu evi 1980'li yıllarda almış. Restore ettirmiş. Ailesi ile birlikte, yıllardır Bodrum'a 22 km uzaklıkta sırtı Termera Antik Kenti'ne dayalı Akyarlar'daki mütevazi taş yazlığında gözlerden uzak tatil yaparmış.
Türk sinema tarihinin en sevilen, en tanınan oyuncularından biri Tarık Akan oynadığı ; Sev Kardeşim, Oh Olsun, Yalancı Yarim, Tatlı Dillim, Canım Kardeşim, Mavi Boncuk, Ah Nerede, Ateş Böceği, Hababam Sınıfı, Bizim Aile, Sürü, Yol, Maden ve daha pek çok unutulmaz film ile ailemizden biri gibi efsanelerimizden oldu.Damat Ferit'i, Ferit'i sevdik. Sonra Yol'u, Sürü'yü, Maden'i izledik; Tarık Akan kariyerini toplumsal ve politik bir yöne çevirirken biz büyüdük.
Mevcudiyetini herhangi bir politik çıkara borçlu olmadığı için duruşunu kaybetmeyen, en ünlü olduğu, en dikkat çektiği dönemlerde bile politik kimliğinden ödün vermeyen, yanlışı söylemekten korkmayan biriydi Tarık Akan. İşsiz kalır, tutuklanır, işkenceye maruz kalır, sansüre uğrar. Bu hayatı ışıltılı bir ünlü gibi değil, halkı gibi yaşadı...Türk sinemasının dev ismi Tarık Akan, 1981'de yargılandığı dava yüzünden film gibi bir kaçış planı yapmış. Akan'ın, kıyıya 3 mil uzaktaki Kos Adası'na sörfle kaçışı, beraat edince gerçekleşmemiş. Tarık Akan, bu sayede usta bir sörfçü olmuş. Sonradan Yeşilçam'ın ünlüleri gelmeye başlamışlar birer birer. Rutkay Aziz'den Zeki Ökten'e, Ercan Yazgan'dan Savaş Yurttaş'a, Güler Ökten'e kadar. Gündüzleri bol güneş ve deniz, geceleri ise bol balık, rakı ve şarap.Tarık Akan'ın önünde deniz olan şirin taş evi 45 metrekarelik sedir ağacı döşemeli ve iki kattan oluşuyor.
Küçük verandadan içeri girildiğinde alt katta şömineli salon ve mutfak, tahta merdivenle çıkılan üst katta ise yatak odaları ve banyo yer alıyormuş. Evin hemen yanı başında Manço Tatil Köyü ile Güven Sazak'ın villası var.
Tarık Akan; çok iyi bir yüzücü ve sörfçü. Deniz de geçirdiği zamanların dışında verandada şezlonguna uzanıp ya kitap okuyor ya da telefonla konuşuyormuş. Ve, arkadaşlarıyla beraber yaptıkları neşe içinde geçen çok sevdiği tavla turnuvaları... Tarık Akan'ın gözünden ve onun ifadeleri ile Akyarlar'a bakmak iyi olacak : '' Akyarlar'ı Denizli'de yedek subaylık yaparken 1978'de keşfettim ve böylelikle benim tatil yapma anlayışım da değişti. O güne kadar tatil nedir, nasıl yapılır hiç bilmezdim. İlk yıllar pansiyonlarda, motellerde kaldık. Sonra bu evi aldım. Rumlardan kalma dört duvardı, yıkıp orijinali gibi yaptırdım. Van'dan gelen taş ustaları hiç çimento kullanmadan evi taştan ördüler. '' 
'' 1981'de Almanya'daki bir ödül töreninde yaptığım iddia edilen bir konuşma yüzünden TCK 140'tan yargılanırken yurt dışına kaçmayı düşündüm. O anda aklıma sörf geldi. Günlerce düşündükten sonra Akyarlar'dan 3 mil uzaklıktaki Kos Adası'na sörfle kaçmayı planladım. Bunun için hemen sörfün inceliklerini öğrenmem gerekiyordu. İstanbul'dan bir sörf satın alarak Akyarlar'da kaldığım pansiyona gittim. Sörfün üzerinde durmasını bir türlü beceremiyordum. Üç hafta her gün düştüm - kalktım yine de öğrenemedim. Orada kalan bir Alman turist halime acımış olacak ki bana işin sırrını öğreteceğini söyledi. Gerçekten de bir haftada tam bir usta olup çıktım. Güzel rüzgar olduğu günlerde Yunan sularına kadar giriyordum. İyi bir rüzgarda 10 dakikada Kos'a ayak basacağım kesindi. ''
'' Bir gün böyle bir turdan döndüğümde baktım ki Bodrum'dan iki cemse dolusu asker gelmiş. Meğer Yunanistan'a kaçacağım yolunda ihbar almışlar. Halbuki o gün avukatım rahmetli Orhan Apaydın davayı kazanacağımızı, kesinlikle yurt dışına kaçmamamı söylemişti. Askerlerin komutanı; ' Yunanistan'a kaçacakmışsın ' dedi. Ben de; ' Kaçsaydım şimdiye kadar kaçardım, bak arabam, eşyalarım burada, ben de buradayım ' diye cevap verdim. Davayı kazandım, beraat ettim ve hala turist olarak bile karşımda duran Kos'a gidemedim, çok merak ediyorum. ''

Tarık Akan'ın bu küçük yazlık cennetinde televizyon yok ve mutfağında asla yemek pişmiyor. Eşi Acun bu konuda çok dertli. '' Tarık, girdiği her yeri darmadağın ediyor, onu toplamaktan benim canım çıkıyor. Mutfağa bir giriyor aman Allah. Yaptığı yemekler, özellikle balıklar, kalamarlar birbirinden enfes ama her yeri batırıyor. Onun için Tarık'ın mutfağa girmesini yasakladım. Balıkları, kalamarları, ahtapotları yanı başımızdaki motelin mutfağında hazırlayıp pişiriyor. Yemeklerimizi de aynı motelin önünde kurduğumuz masalarda yiyoruz. Böylelikle ev temiz kalıyor. ''Akyarlar, Karaincir ve Aspat ; Bodrum'un üç silahşörü, birbirinden güzel bu üç koy birbirlerine çok yakınlar. Bodrum Yarımadasının güneybatısındaki en uç noktada bulunan üç küçük koy, yaz mevsimiyle birlikte, tatil evlerinin sahipleri ve diğer tatilciler en sevdikleri plajlarda ve köklü restoranlarda yerlerini bulunca yeniden hayat buluyormuş. Tarık Akan'ın evinin önündeki kumsaldan Akyarlar'ı keşif yürüyüşüne başladım.
Yakın zamana kadar Akyarlar'ın asıl geçim kaynağı balıkçılıkmış ve kıyıdaki küçük limanı yerli teknelerle dolup taşarmış.Balıkçı teknelerinin yerini artık tur tekneleri almış.Bugün koyun bir ucunda liman bulunuyor, diğer ucunda ise kumsal dönemeç yaparak kayboluyor.Eski pansiyonlar ve lokantalar işte bu sahil boyunda hizmet veriyor.Tarık Akan'ın 16 Eylül 2016 tarihinde 66 yaşında vefatı, Akyarlar halkında büyük üzüntü yaratmış. Her zaman içlerinde olan Tarık Akan'ın adını yaşatmak için bir sokağa adının verilmesi önerisi kabul edilmiş. Tarık Akan Sokağı'nda yürüdüm.Bodrum Yarımadası'nda 4 şiddetinde rüzgar eserken Akyarlar da rüzgarın dağdan türbülanslar yaparak inmesi, rüzgar şiddetini 6'ya kadar çıkarıyor ve bu durum önemli bir tehlike yaratıyormuş. Çünkü rüzgar Akyarlar da karadan denize doğru esiyor. Bunun için acemilerin sörfe Gümbet koyunda başlamaları, iyice öğrendikten sonra Akyarlar'a gelmeleri öneriliyor. Akyarlar'ın beni büyüleyen en önemli özelliklerinden biri de, bölgenin korunmuş doğal yaşam alanı olması. Burası, Caretta Carettaların doğal üreme alanı. Ayrıca, bu bölgeyi keşfetmek için birçok yürüyüş rotası da var. Neredeyse kumsalda kalıyor hissi veren karavanın ön camından gördüğüm Akyarlar'dan da ayrılmak zor oldu. Ben Akyarları çok sevdim...Bitez'i yukarılarından ilk gördüğümde durup seyrettim.Maviyle yeşilin buluştuğu yerdir Bitez. Eski ismi Ağaçlı olan Mahalleye '' Bitez '' isminin, ne eksen biter, yeşeren toprağından dolayı verildiği düşünülüyor.Bölgenin bereketi esas olarak yer altı sularının zenginliğinden kaynaklanıyor. Büyük mandalina bahçeleri arasında kaldığı için adı '' Ağaçlı '' olan Bitez'de asıl yerleşim alanı sahilden biraz içeride. Karavanı uygun bir yere burada park ettim. Sahile nereden inebileceğimi bir esnafa sordum. Bana öyle bir yol tarif etmiş ki : En güzel yollarım listeme girdi. Gün sonunda yine aynı yoldan karavana döndüm.Bitez önceleri küçük bir köy iken bölgenin turizm ile birlikte gelişmesiyle bugün önemli turizm destinasyonlarından biri konumuna gelmiş. Bitez, denize paralel üç bölgeden oluşuyor. Bunlar; Köyiçi Mahallesi, Narenciye bahçeleri ve Yalı (kıyı) bölgeleri. Tam da Narenciye Bahçeleri bölgesinde, ağaç tünelinin içinden büyülü bir atmosferin içinden yürüyorum.
Köyiçi Mahallesi; yerleşik halkın yaşadığı, narenciye bahçeleri ile çevrelenmiş yoğun dokulu küçük bir Bodrum yerleşmesi.
Narenciye bahçeleri; Bodrum - Turgut Reis yolu ile yalı arasında kalan bölgenin bütününü kapsıyor. Böylesine büyük bir alanın korunabilmiş olduğunu gördüğüme çok seviniyorum.Yavaşça gelişen ancak kimliğini kaybetmeden büyüyen Bitez, hem tarih meraklıları hem de doğaseverler için ideal bir yer. Bitez'in en büyük zenginliklerinden biri, zeytin ağaçlarıyla çevrili olması. Burada, zeytin ve zeytinyağı üretimi oldukça yaygın.Narenciye bahçeleri arasından sahile inen bu muhteşem yolda, sabah yürüyüşü yapanlarla da karşılaştım. samimi ve içten selamlaşmalar ve bazen kısa sohbetler yolun diğer güzellikleri oldu. Bu yolda hayatın daha yavaş akmaya başladığını hissediyorum.Deniz bir anda karşıma çıktı. Bitez Yalısı, mavi bayrak ödüllü Bitez Plajı ile Bitez otelleri ve restoranlarına ev sahipliği yapan, Bitez'in sahil kesimine verilen bir isim. Bitez'de gezip görülmesi gereken yerleri düşününce ilk akla gelen yer, aynı zamanda ünlü Çökertme türküsünde de adı geçen Bitez Yalısı.Çökertme Türküsü'nün sözlerinde geçen Bitez yalısı, bildiğimiz yalı değil o dönemde halk sahil kıyılarına yalı dermiş bu nedenle Bitez yalısı bugünkü Bitez kıyılarını kapsıyor. Rivayete göre, Bodrum halkının geçim kaynaklarından birisi de kaçakçılıktı. Bodrum kıyısı ve Kos Adası (eski adıyla İstanköy) arasında kahve, rakı, tütün gibi daha birçok şey kaçak olarak alınıp satılırmış. Türkü'nün baş kahramanı Halil ile yakın arkadaşı İbrahim Çavuş geçimini kaçakçılıkla sağlarmış. Halil'in aşık olduğu Gülsüm, annesiyle birlikte Bodrum Kaymakamının evinde hizmetkarlık yaparlarmış. Kaymakamın gönlü de Gülsüm'deymiş. Gülsüm'ün de Halil'e aşık olduğunu bilen Kaymakam sinirinden sürekli Halil'i takip eder, bir açık ararmış. Çünkü Halil'le Gülsüm'ün arasındaki aşk onu çok sinirlendiriyormuş.
Kaymakam, Halil'in kaçakçılık yaptığını öğrenince yakalamayı kafasına koymuş ve her yerde onu aramaya başlamış. Kaymakam'ın onun peşinde olduğunu öğrenen Halil kaçakçılık dönüşü '' Bitez Yalısı '' na çıkacakları haberini yaymış ama Halil'in arkadaşları onu Aspat koyunda bekleyeceklermiş. Halil'i suç üstü yakalamak için canla başla uğraşan Kaymakam o gün Bitez sahilinde Halil'i yakalamak için pusu kurmuş. Fakat o gece Halil'le arkadaşı İbrahim Çavuş İstanköy'den (Kos Adasından) dönerken yolu şaşırıp Aspat sanarak Bitez'e çıkmışlar. Bitez yalısına varmadan kıyamet Halil için kopmuştur !...Bitez sahili, Bodrum'un en güzel ve en geniş sahil şeritlerinden birine sahip. İnce kumlu plajı ile sığ ve berrak bir denizi var.Bitez, antik çağda '' Beçin '' adıyla biliniyor. Beçin, bölgenin en eski yerleşimlerinden biri olup, Karya Uygarlığı dönemine kadar uzanıyor. Eski Bitez köyünün etrafında bulunan kalıntılar, bu antik yerleşimin izlerini taşıyor. Bitez, antik dönemlerdeki önemli yerleşimlerinden biriyken, özellikle Roma ve Bizans dönemlerinde tarıma dayalı bir köy olarak varlığını sürdürmüş. Bu dönemde, bölgeye özgü zeytin ve üzüm yetiştiriciliği, halkın geçim kaynağını oluşturuyormuş.Bitez plajı, rüzgar sörfü için oldukça elverişli. Rüzgar sörfü okulları ve su sporları merkezleri sayesinde hem amatörler hem de profesyoneller için popüler bir destinasyon haline gelmiş. Sörf hazırlığı yapan çocukların heyecanına tanık oldum.Bitez Yalısı'ndaki (sahili ) yürüyüşüm de '' Bitez Marina '' ya geldim.Bitez Marina'nın manzaraları da muhteşem.Bitez Limanı'nın çıkışındaki bir tabela günün bir başka olağanüstü güzelliğine giden yolu işaret ediyor. Bitez Limanı'ndan başlayan bu patika yol, oldukça zorlu ve taşlık.Yaklaşık 2.5 km uzunluğundaki bu yolu yarım saatte geçiyorum. Bu taşlık patika beni sonunda Bitez'in Akvaryum Koyu'na getiriyor.
Burası Türkiye'nin en güzel tatil beldelerinden biri olan Bodrum'un doğal incilerinden birisi. Adını, su altındaki inanılmaz berraklığı ve akvaryumu andıran güzellikteki denizinden almış.Koy, kristal berraklığındaki suyu, huzur veren doğal atmosferi ve zengin su altı dünyasıyla hem dinlenmek hem de keşfetmek isteyenler için eşsiz bir yer.Burada, Ege'nin büyüleyici mavi sularında yüzebilir, şnorkelle dalış yaparak su altı yaşamını keşfedebilir ve doğanın dinginliğiyle stresten arınabilirsiniz.
Bitez ile Gümbet arasındaki bu gizli cennet, çevresindeki yoğun turistik faaliyetlere rağmen hala sakinliğini ve doğal yapısını korumayı başarmış. Herhangi bir kamping işletmesi veya özel hizmet sunan bir tesis bulunmuyor. Akvaryum Koyu'nda kamp yapmak, doğa ile iç içe vakit geçirmek, koyun sakinliğinin, yemyeşil çevrenin ve berrak denizin tadını çıkarmak müthiş olurdu.Akvaryum Koyu'nda kamp yaparken yıldızlarla dolu bir gökyüzünün tadını çıkarmak, dalgaların huzur veren sesiyle uyumak nasıl olur du ? diye hayal kurmaktan geri kalmıyorum. Akvaryum Koyu'nun kumsalında otururken gözlerimin mavi tonlama ayarları da kendiliğinden yapılıveriyor ...Karşıma çıkan tabelayı takip ederek Akvaryum Koyu'na bir an da geldiğim için hazırlıksızdım. Çılgın ya da özel bir fikir düşündüm ve planladım da ... Sabah güneş doğmadan 1 saat önce Karavan da uyanıp, yarım saat süren taşlık patikadan yürüyerek, Akvaryum Koyu'na gelip, güneş doğduğu sırada denizin berrak maviliğine kendimi bırakarak yüzmek ... Bitez Yalısı'na dönüş yolunda, en az Akvaryum Koyu kadar güzel deniz görüntüleri ile karşılaştım.Bir süre sonra tekrar Bitez Limanı doğu girişine geldim. Akvaryum Koyu'na giderken fark ettiğim ve dönüşte gelirim diye düşündüğüm Bodrum Belediyesi'nin '' Bitez Cafe ve Restaurant '' ında bir küçük öğlen molası iyi olacak.Bitez'in yalısında yani sahilinde, muhteşem deniz manzarası eşliğinde usta ellerden çıkan yemeklerin servis edildiği '' Bitez Cafe & Restaurant '' usta ellerden çıkan lezzetleri iyi servis ve iyi fiyat ile sunuyor ...Restaurant da , türküde de adı geçen '' Çökertme Kebabı '' nın çok iyi yapıldığını öğreniyorum ama hafif bir öğlen atıştırmalığını tercih ediyorum. Lezzet ve ortamdan çok memnun kaldım.Köyiçi Mahallesi'ne yürüyerek dönerken '' Üç Fidan Parkı '' ndan geçtim. 1972 yılında idam edilen devrimci gençlik hareketinin öncüleri; Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan'ın isimlerini yaşatmak için, Bodrum'un Bitez Mahallesi'nde 1 Haziran 2023 de park açılmış.
Köyiçi Mahallesi de doğa ile iç içe. Yeşilin içinde çok güzel kafe ve restaurantlar gördüm. Çok fazla ilgimi çeken bir mekanın görüntülerini sizler ile paylaşmak isterim.
Karavan yaşamında önemli ihtiyaçlardan birisi de su. Karavanın temiz su deposunu daima dolu tutmaya çalışmak önemli. Doğa yürüyüşlerinde karşınıza çıkıveren bir köy camii ya da yol mescidi her anlamda kurtarıcı olabiliyor. Kapalı ve güvenli ortamlarında geceyi geçirmek, kişisel bakım ve temizlik ihtiyaçlarını gidermek, telefonu şarj etmek için camiler huzurlu ortamları ile en iyi yerler. ''Bitez Gülsevim Rüşdü Kaynak Camii '' su ikmali için bulunduğu konum ve park imkanları ile kapılarını açtı ...
Karavanı Köyiçi Mahallesi'nden alarak Bitez Yalısı'nda '' Üç Fidan Parkı '' nın hemen önüne deniz manzaralı bir yere park ettim.Gece kumsalda, yıldızlı bir gökyüzü ve dalga sesleri altında çok güzel zaman geçirdim. Telefon alarmını güneş doğmadan 1 saat öncesine ayarladım. Telefon o saat geldiğinde çaldı, uyandım, hava sıcaklığı 6 derece. Akvaryum Koyu'na gidip güneşin doğuşunu denizde yüzerek karşılayacağım. Gideyim, gitmeyeyim şeklinde gidip gelmeler sonucunda; ''bu defa gitmeyeyim hava çok soğuk ... '' iç sesi ağır bastı. Uyumaya devam ettim. Ama gezi süresince ve şimdi de gitmeliydim diyorum. Durağanlığı telkin eden böyle sesleri genelde dinlemem ancak bu defa dinleyeceğim tuttu... Böyle güzel anlar karşımıza daha ne kadar çıkabilir ki ? ... Sabah uyanınca Bitez sahilinde son bir yürüyüş yaptım ve Gümbet'e doğru yola çıktım.Gümbet, Bodrum'un batısında yer alıyor ve Bodrum şehir merkezine yaklaşık 3 km uzaklıkta. Gümbet, geniş ve altın kumlu plajıyla ünlü.Gümbet Plajı, berrak denizi ve sakin atmosferiyle tatilciler için ideal bir dinlenme yeri. Plajda güneşlenme ve yüzme imkanlarının yanı sıra, su sporları tutkunları için rüzgar sörfü, su kayağı ve jet ski gibi aktiviteler de mevcut.
Gümbet sahili çok uzun ve sahilde oteller, barlar, restoranlar, belediye çay bahçesi, beach kulüpler gibi bir çok mekan var.
Bu uzun sahilde çok keyif aldığım bir yürüyüşe daha başladım. Yaz aylarında gündüzleri otellerin ve diğer mekanların tüm plajı kaplayan şezlongları ile dolu olan kumsaldan şimdi hiçbir eser yok. Şimdi benim zamanım. Zamanda yolculuk vakti ...Deniz ise çoğu noktada sığ, yani derin denizde yüzmekten hoşlanıyorsanız burası sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Gümbet, Bodrum merkeze en yakın mahallelerden biri ve Bodrum'un yaz - kış hareketli olan nadir noktaları arasında yer alıyor. Hem yerleşik hem de yazın gelen İngiliz sayısının fazla olması nedeniyle kimilerinin '' küçük İngiltere '' dediği Gümbet, Bodrum gibi bir barlar sokağına da sahip ve bu sokak yaz aylarında binlerce turisti kendine çekiyormuş.
Bodrum ile beldenin arası yürüyerek yaklaşık 30 - 35 dakika sürüyor. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın mezarı Gümbet'te, Bodrum'a çok yakın. Manevi oğlu Şadan Gökovalı'ya vasiyeti üzerine Türbe Tepesi'ne gömülmüş. '' Bodrum'a gömülmek istiyorum. Bittabi orayı çok severim. Mindos Kapısı tarafında bir yere gömsünler beni, yanımda Hatice' ye de bir yer ayırsınlar. Sakın mermer, beton filan istemem ha. Bir taş bulun, uzunca bir taş, yazısız. Onu dikin mezarımın başına. Falanca oğlu filancaymış da şu tarihte doğup, şu tarihte ölmüşüm. Katiyen yazı istemiyorum, basit bir taş ... '' Bodrum'un simgelerinden biri olan yel değirmenleri, Bardakçı tepesinde yer alıyor. Gümbet'e yürüme mesafesinde, burası Gümbet'in gezilecek yerleri arasında en romantik yerlerinden birisi. Güneşin batışının buradan izlemenin eşsiz bir an yaşattığını öğrendim.
Plajdaki bu palmiyeli yolda palmiyeler kumsala da yayılmış. Pek tanık olmadığımız farklı bir ortam yaratmışlar.Gümbet, Bodrum'un giriş kapısı gibi. Bodrum Yarımadası'ndaki gezi sırasında, Bodrum Şehir Merkezi'ne en sonda ulaşmayı planlamıştım. Torba - Göltürkbükü - Gündoğan - Yalıkavak - Gümüşlük - Turgutreis - Akyarlar - Bitez ve Gümbet'te rüya gibi geceler ve günler yaşadım. Bodrum Yarımadası'nda ileride yapacağımız geziler için tecrübeler kazandım, en önemlisi anlara tanık oldum. '' Merhaba, Yokuş Başına geldiğinde
Bodrum'u göreceksin,
Sanma ki sen,
Geldiğin gibi gideceksin
Senden öncekiler de
Böyleydiler,
Akıllarını hep Bodrum'da
Bırakıp gittiler. '' der Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı) Bodrum'u ilk gördüğünde. Şimdi Bodrum Merkez'de olmak zamanı geldi ...
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder