BODRUM YARIMADASI'NI BİR BAŞTAN BİR BAŞA GEZMEK - 1 ... (TORBA - GÖLTÜRKBÜKÜ - GÜNDOĞAN) (KARAVAN GÜNLÜKLERİ) (BODRUM / MUĞLA)
'' En nihayet yokuşun tepesine gelmiştik. Yolcular, ''Neredeyse Bodrum görünecek !'' dediler. Yüreğim çarpıyor. Kaç aydır buraya gelmeye uğraşıyordum. Yalnız burada üstümüzü kapayan bir kubbe değil, bir derinlik vardı sonsuz. Akşamın çividisinde koyulaşan koca Arşipel - eski deniz - varlığını bana öyle bir heybetle bildirdi. Masmavi bir gürleyişti o. Ben diyeyim yüz bin deniz mili, siz deyin beş yüz bin deniz mili, en berrak bir açıklığa uzuyor da uzuyordu. Durduğum tepeden sonsuzluğu seyrediyormuş gibiydim. Bakış ufukları beriledikçe adalar, sonra kıyıların denizle sarılıp sarmalaşmış kalabalık burunları ve koyları ... '' der Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı) Bodrum'u ilk gördüğü anlarda...
Bodrum'un merkezi, ve Gümüşlük, yıllardır Bodrum Yarımadası'nda gezdiğimiz, tatil yaptığımız yerler oldu. Ancak Bodrum Yarımadası, diğer muazzam beldeleriyle çok daha fazlasını sunuyor. Karavan ile Bodrum Yarımadası'nı bir baştan bir başa gezmek, Halikarnas Balıkçısı'nın yaşadığı heyecan ve mutluluğu hissedebilmek için yola Milas'tan devam ediyorum. Rota : Yarımadayı saat istikametinin tersinde gezmek, işte burasıdır dediğim yerlerde kalmak.
Halikarnas Balıkçısı'nın '' Mavi Sürgün '' kitabı yolculuğumda bana eşlik edecek. Sürgün edildiği Bodrum'a ve coğrafyasına onun gözünden bakmaya çalışacağım.
İlk çevreci kitaplardan biri olan Mavi Sürgün otobiyografik bir eser. Cevat Şakir bu kitabında, Bodrum'un 1925 ile 1970 arasındaki yıllarını oldukça etkileyici bir dille anlatıyor.
Torba, çam ağaçları ile denizin kucaklaştığı nezih bir tatil yeri. Çakıllı sahili ve denizin berrak turkuaz rengi sakin bir tatil için mükemmel özellikler. Sahilinde boydan boya yürüdüm.
Torba'nın arkasında en yüksek tepede gerçek bir arkeolojik mücevher saklı olduğunu duymuştum. Yerli halkın '' Gebekilise'' olarak adlandırdığı mükemmelce korunmuş yuvarlak, kubbeli Leleg mezarı. Osmanlı döneminin su sarnıçlarının şekline çok benzeyen anıt mezar, 'kümbet' lerin modeli olarak kabul ediliyor. Torba'nın havaalanı yolu üzerinde olması ve Bodrum'un hareketliliğine yakınlığı önemli avantajı.Torba sahilinde tanıma yürüyüşünden sonra Yarımada'nın kuzey yarısından batıya doğru Göktürkbükü'ne gitmek için yola çıktım. Ağaçların sıklaşması, iklimin yavaş yavaş değiştiğini gösteriyor. Yarımadanın kuzeyi, nemli ve yumuşak kuzey rüzgarlarına açık. Rüzgar nemini yarımadanın bu yüzünde bırakıp, kurumuş halde güneye doğru gidiyor. Bunun için tepeden bakıldığında kuzey yarıyla güney yarı arasındaki yeşil tonlamasındaki ciddi farklar görülüyor. Hava kararmak üzere... Torba - Yalıkavak yolu üzerinde sağda '' Gölköy '' tabelasından içeri girdim. Bu dar yol, portakal - mandalina ve limon ağaçlarıyla dolu, sakin ve temiz kumsalı olan Gölköy'e çıkarıyor. Daha ileride Gölköy'ün ikiz kardeşi Göltürkbükü var. Havanın tamamen karardığı anlarda Göltürkbükü'ne geldim. Yürüyerek sahiline indim. Bodrum Yarımadası'nda bulunan yerleşimlerinin havadan görüntülerinden nasıl bir yerde olduğumu anlıyorum. Bu görüntüler gezi sırasında çok faydalı oldu.35 yıl öncesine kadar yolu dahi olmayan ve tekneyle gidilebilen Göltürkbükü şimdi yazarların, sanatçıların, artistlerin en çok tercih ettiği yer olarak biliniyor. Kuzeyde yer alan ikiz koya yerleşmiş iki köy, tek isim altında birleşip Göltürkbükü diye anılmaya başlar başlamaz yaz tatillerinde ünlülerin ''jetset yaşamı'' ile özdeşleşmiş. Burada bir yandan meraklı gözlerden uzak yoga, detoks ve çeşitli sağlık ve güzellik hizmetleri sunulurken diğer yandan göz önünde olmayı tercih edenlerin güneşlenme platformlarında tatilin keyfini çıkaranların beldesi olmuş. Burayı ziyaret eden yabancı bir gazeteci haklı olarak Göltürkbükü'ne ' diğer St. Tropez ' adını vermiş. Ekim Kasım ayının ortalarında olduğumuz için kalabalıklar gitmiş ama yine de bu yaşamın izlerini sahilde yürürken görmek mümkün. Gece yarısına yaklaşırken çok uzak olmayan '' Gündoğan '' a gitmek için yola devam etmeye karar verdim.Gündoğan Marina'ya geldim. Tam da denizin kıyısında uygun bir alana karavanı park ettim. Hava görüntüsünden nasıl bir yere geldiğimi tahmin edebiliyorum ancak sabah güneşin doğuşundan çok önce güzel bir gece ve uykudan sonra gördüklerim müthişti.
Bodrum Yarımadası'nın kuzeyinde yer alan '' Gündoğan '' sessiz ve sakin bir yaşam arayanların tercih ettiği şirin bir belde.Eskiden '' Farilya Limanı '' adıyla anılan Gündoğan koyu çevresinde yer alıyor. Beldenin adı, yunanca ''Gün doğumu '' anlamındaki eski adı '' Farilya '' dan geliyor.Sabahın sessizliği ve sakinliğinde yakındaki fırından sıcacık simit aldım. Karavan da keyif veren standart kahvaltı hazırlığına başladım.En sondan söyleyeceğimi şimdiden söyleyebilirim : Gündoğan, Bodrum Yarımadası'nda yaptığım gezide en favori olarak gördüğüm üç yerden birisi oldu. Gece kalmak için burayı seçmem çok yerinde olmuş.Gündoğan'a Torba - Göltürkbükü yolu veya Ortakent - Yalıkavak yolu olmak üzere iki ayrı yoldan ulaşmak mümkün.
Bodrum Yarımadası; uzunluğu 42 kilometre, genişliği en dar yerinde 6 kilometre, en geniş yerinde ise 23.8 kilometre olan ve doğu batı yönünde uzanıyor. Yarımadanın batı kısmında irili ufaklı 14 ada, bükler, burunlar ve birbirine paralel tepeler bulunuyor. Tepelerin arasında küçük vadiler ve sulak alanlar yer alıyor. Yarımadanın kuzey ve batı kısmında çam ormanları dışında Akdeniz maki toplulukları kaplıyor. Geçmişte kızılçam ve dallı servi ormanlarının bulunduğu alanların büyük kısmı bugün makiliklere dönüşmüş durumda. Yarımadanın çevresindeki adalar birçok deniz canlısı ve su kuşu için önemli yuvalama alanları.Hiç acelem olmadan, bakarak, görerek, anlayarak Gündoğan'ı keşfetme yürüyüşüne başladım.Bodrum coğrafyasında gezmek insanın içindeki keşfetme arzusunu daha da fazla ortaya çıkarıyor. İnsanın içindeki araştırma, sorgulama ve merak etme düşüncesini hep canlı tutuyor gibi...











































Hiç yorum yok :
Yorum Gönder